NovelTR Bilgilendirme

Bu hizmetten tamamen ücretsiz şekilde faydalanmaya devam etmek istiyorsanız, aşağıdaki yorum bölümüne küçük bir teşekkür yorumu yazmayı unutmayınız. İyi okumalar dileriz.
Bölüm #7

YAZI BOYUTU

SIFIRLA

Çevirmen: onlystr842d

 

Bölüm 7

 

 

"Ah...!" Aniden kalktığım için belki, bir anlığına başımda yıldızlar uçuştu.

Rona tökezlediğim anda beni hemen yakaladı. "Leydim, iyi olduğunuza emin misiniz? Madam'a Leydim'in hâlâ... "

"Hayır." Kafamı salladım ve aynaya doğru ilerlemeye devam ettim. "Rona, banyoyu hazırla. Biraz yıkanmak istiyorum." Savaş alanına girmeye hazırlanan bir savaşçı gibi ciddi bir sesle konuştum.

"Evet, banyo suyunu ısıtacağım."

Rona odayı terk ettikten sonra, makyaj masasının önünde çıplak ayakla yürüdüm. Aynadaki yüz oldukça tanıdıktı. O yüze baktım. Kafa karışıklığı taşması dışında, parlak yeşil gözler epey güzeldi.

Madam Louise Selena'nın görünüşüne en yüksek takdiri vermişti. Parlak altın kahverengi saçlar güzel bir şekilde beline döküldü. Kusursuz cilt ve makul derecede şehvetli vücut kendinden emin olmak için yeterliydi. Kâbusun sonradan ortaya çıkan etkileri nedeniyle biraz gizemli bir aura sızmasına rağmen, genel olarak kötü değildi. Hayır, oldukça iyi görünüyordu.

Kafamı iki yana salladım. Amoide'i her gün gördüğüm için, farkına varmadan güzellik standardımın önemli ölçüde artması doğaldı. Bir keresinde, hizmetçilerin birbirlerine fısıldadığı konuşmayı duyunca bilinçsizce kabul ettim.

[Sık sık Dük'ün yüzünü gördüğümden, diğer adamlara baktığımda hepsi gözüme mürekkep balığı gibi görünüyor.]

Hizmetçi, daha sonra diğer hizmetçilere ağlamak üzere olduğunu söyledi. Uzun zamandır beklediği tatile çıktıktan sonra sevgilisiyle randevuya çıkmıştı ama sevgilisinin gerçekten çirkinleştiğini hissetti. Her gün Dük'ün yüzünü görmüştü ve gözleri güzel yüzüne alışmıştı, bu yüzden ne yapması gerektiğini bilmediğini yakındı.

Evet, ben de öyleydim. Kocamın muhteşem görünümüne alıştım ve kendi göz kamaştırıcı güzelliğime karşı kayıtsız kaldım. Her şeyden çok, Amoide’ın yüzüne bakmayı gerçekten çok sevdim. Kısa bir süreliğine, olağanüstü güzel görünüşünü kuşkusuz miras alacak çocuğunu doğurmak zorunda olduğumu düşündüğümde, yüzüm ısındı.

"Kaybol" saldırıları serisi bir noktada unutmama neden oldu ama yine de Amoide'den nefret etmedim. Durumunu iyi anlayabiliyordum. Dünyada kim annesi tarafından çocuğunu doğurmaya zorlanan bir kadından hoşlanır?

Yani, bir gün aniden deliye dönüp Amoide'ı öldürmemişsem, bunun muhtemelen çok büyük bir yanlış anlaşılma olduğu ortadaydı. Tanımadığım biri beni suçlamış olmalı. Bu adaletsizliği çözmek zorunda kaldım.

En azından, bu durumun farkında olduğum sürece gelecek farklı olabilirdi. Evet, aslında… Ve bunu yapabilmek için, bu konakta olan her şeyi ele geçirebileceğim kadar yetkiye ihtiyacım vardı.

Rona, aşırı derecede dağınık uzun saçlarımı taradıktan sonra birkaç saç aksesuarıyla saçımı yapmayı neredeyse bitirmişti. Yeni bir elbise giydikten sonra daha iyi göründüm. Hafif makyaj sayesinde mat yüzüm canlı görünüyordu.

Aynadaki yansımamı dikkatlice kontrol ettikten sonra koltuğumdan kalktım ve ciddi bir sesle konuştum. "Rona, bundan sonra, kocamla ilgili her şey benim kontrolüm altında olacak."

"Evet?" Rona yanlış duymuş gibi başını yana eğdi.

"Amoide’ın sağlığıyla kendim ilgileneceğim. Anneme söyleyeceğim şey bu. "

Ne demek istediğimi anladığında Rona'nın gözleri fal taşı gibi açıldı. "Madam buna izin verecek mi?"

Rona endişeyle sordu ama ciddi bir yüzle başımla onayladım. Sadece bekle ve gör. Hayatta kalacağım ve buradan sağ salim çıkacağım. Vücuduma bağlı bu değerli boynumla , son iki haftadır oluşturduğum plana göre harekete geçme zamanı.

"Şimdi, haydi gidelim." Koltuğumdan kalktım ve parlak zırhlı bir şövalye gibi cesurca kapıyı açtım.

 

*****

 

"Duydum ki yere yığılmışsın." Camilla sesinde hiçbir endişe izi olmadan sordu.

"Evet." Ve ben de açıkça cevapladım. 

Camilla cevabıma karşı cık cık diye ses çıkardı ve kınar şekilde kaşlarını çattı. "Eğer zayıfsan..."

"Duydum ki annem beni arıyormuş." Bunu duymamış gibi davranarak Camilla'ya sordum.

"Evet, öyle."

"Bir şey..."

"Bir şey oldu mu? Sadece zayıf ve kırılgan bir kadının ailemizin varisini doğurup doğuramayacağını anlamaya çalışıyorum." Senin için hiç endişelenmedim. Camilla’nın sözlerindeki anlam gizli değildi, açıkça ortadaydı.  “Oğlum zaten hasta. Sen de hastalanırsan ve yığılırsan, o zaman varis…”

"Yalnızca biraz başım döndü. Sağlıklıyım." Azarlamaya başlamadan sözünü kestim.

"… Başın mı döndü?" Camilla yavaşça kanepeye yaslanmış olan sırtını kaldırırken sordu. "Baş dönmesi mi? Nasıl hissettin? Ha? Canın ekşi bir şey çekmiyor mu?" Sorarken Camilla’nın gözleri hiç olmadığı kadar parlıyordu.

“Ah.” Gereksiz yere parıldayan gözlerine bakarken, aniden Camilla'nın ne düşündüğünün farkına vardım.

'Canın ekşi bir şey çekmiyor mu?'

Artık dünyadaki en faydasız umudu besliyordu.

"Hayır, anne."

“… Hayır?”

Daha fazla kelime söylemeden birbirimizi doğru anladık. Camilla'nın yüzüne yansıyan anlık umut hemen yok oldu.

Omuzlarımı kaldırarak Camilla'ya sağlıklı bir görünüm göstermeye çalıştım. Sağlam bir zihne sahip sağlıklı bir vücut. Şimdiye kadar devam etmemi sağlayan şey buydu. Fakir ve hasta olsaydım, yüz kat daha sefil olurdum.

Hasta olsaydım ve hastaneye gidecek ya da ilaç alacak param olmasaydı, bundan daha kötüsü ne olabilirdi? Bu bakımdan, bana böylesine sağlıklı bir vücudu bahşeden aileme şükranlarımı sundum.

"O zaman neden yığıldın?" Camilla bana şüpheyle bakarak sordu.

Ama sorusuna kolayca cevap veremedim. 'Geçmiş hayatımın anıları aniden geri geldi.' Bu yüzden, son iki haftadır zihinsel ve fiziksel olarak sıkıntı çektiğimi söyleyemezdim. Ne söyleyeceğimi düşünürken, Camilla’nın sesini duydum.

"Kendine iyi bakmazsan ve çocuk sahibi olamazsan, bu benim için büyük bir kayba neden olur."

“…” Köşeye sıkıştırılmış hissetmiş, diyecek bir şey bulamıyordum.

"Varise hamile kalman için harcanan tüm zaman, para ve çaba boşa gidecek." Bunu söylerken Camilla’nın ifadesi korkunç derecede soğuktu. "Açıkça senin hatan. Hatırlayacağın üzere, bunun için makul bir tazminat talep edeceğim… ”

"Sözleşmede yazılı olan bu." Önce derin bir iç çekerek cevap verdim. Yine de canım istediği için hastalanmamıştım.

Eski Efret Düşesi Camilla, bunu olası sonuçlardan biri olarak görmüştü bile ve dikkatlice ayrıntılı bir sözleşme yapmıştı. 

'Boşanmalı mıyım?'

Bu dünya hakkında her şeyi öğrendikten sonra aklıma gelen ilk şey, sözleşmeyi bozup bir an önce konağı terk etmek olmuştu. Düşes pozisyonundan vazgeçip Amoide'den uzak dursaydım, darağacına asılma trajedisinden kurtulamaz mıydım?

Ama önümdeki gerçeklik beni engelledi. Giyinme odasındaki bir kasanın derinliklerine sakladığım sözleşmeyi defalarca okurken boşanma umudumun paramparça olduğunu hissettim.

[Selena, Camilla’ya, sözleşme süresi sona ermeden önce kaçarsa veya Selena’nın neden olduğu diğer ‘hatalar ’ nedeniyle sözleşmeye devam edilemezse Camilla tarafından verilen kapora tutarında tazminat ödeyecektir.]

Tanrım, gerçekten bu sözleşmeyi imzaladım mı? Bu dezavantajlı maddelerle dolu sözleşmeyi? Cayma tazminatı. Kaporayla aynı miktar.

Ç/N: Kaporadan kasıt, Camilla'nın ilk başta Selena'ya verdiği para.

Ama…

[… Eğer Selena, Camilla'nın ileri sürdüğü talepleri karşılarsa, Camilla, Selena'ya 500,000 Ducat ödeyecektir.]

Yarım milyon Ducat... Önceki hayatımda, bu miktar yaklaşık 5 milyar demekti. Tabi ki, asla böyle müthiş miktarda bir param olmadı. Başımı döndürecek miktarda bir paraydı. Harcamak şöyle dursun, elde etme şansım bile yoktu! Ödül olarak bu kadar büyük miktarda para teklif etmek... Doğrusu Camilla gerçekten de önemli biriydi.

Ç/N: Ducat, Düka altını, parası.

Sözleşmedeki her bir madde gerçekten de beni boğacak şekilde tasarlanmıştı. Hayatım boyunca, hastalandığımda bile ‘hatalı’ sayılmam gerektiğine inanamadım. Ne kadar da yanlı bir sözleşme.

Ancak şartları kabul eden ve sözleşmeyi imzalayan benden başkası değildi. Bu bir sözleşmeydi ama vücudumun yetkisini devralma anlaşması gibi değil miydi?

Sözleşmeyi hemen alıp ona karşı bir şikayette bulunmam garip olmazdı. Tüm hayatımı böyle bir kağıda bağlı bir tasma ile Düklük'te yaşamak zorunda olduğumu düşündüğümde kendime sempatim arttı.

Aslında, bu tamamen bir al gülüm ver gülüm sözleşmesiydi. Camilla bunu bana tek taraflı olarak da dayatmıyordu. Bir çocuk doğurarak elde edebileceğim çıkar çok tatmin ediciydi. Sözleşmede, ben düşes olarak görevlerimi yerine getirirken Camilla'nın küçük kardeşlerimin yaşam masraflarını ve eğitim masraflarını karşılayacağı belirtiliyordu.

Boşanmak isteseydim, küçük kardeşlerime maddi desteğin kesileceği açıktı. Tek sonuç bu olsaydı, kendimi rahatlamış hissederdim. En kötü sonuç, sözleşmede belirtildiği gibi bana ve küçük kardeşlerime harcanan tüm parayı geri ödemek zorunda kalmamdı.

Bu yüzden boşanma fikrinden çabucak vazgeçtim ve fikrimi değiştirdim. Bir boşluk bulmak için sözleşmeyi taradım. Kontrat ne kadar mükemmel görünürse görünsün, bir yerlerde bir boşluk olması kaçınılmazdı. Hayır, olmalı. Olmasa bile, bir tane yapardım.

Sonra bir yerlerde zayıf bir ışık parlamaya başladı. Sözleşmenin son sayfasında özel bir maddenin yazıldığı bir bölüm vardı.

[Sözleşmeye devam etme nedeni ortadan kalkarsa, sözleşme Camilla'nın isteğine göre feshedilebilir.]

O kısmı tekrar tekrar okudum.

İpucu:

Bölümü değiştirmek için Sickly? Husband's Contractual Wife 7 manga simgelerine tıklayabilirsiniz. Klavyede ok tuşları ile bölümler arası geçiş yapabilirsiniz.

-DİSQUS YORUM KURALLARI-
Kural 1. REKLAM YAPMAK KESİNLİKLE YASAKTIR.
Kural 2. Bir kişiyi küçük düşürebilecek ve incitebilecek şeyler yazmak, din, ideoloji, akım ve ırk ayrımı yapmak ve bunlarla ilgili yorum yazmak yasaktır.
Kural 3. Milli ve ulusal değerlerle dalga geçmek, aşağılamak, siyaset yapmak, tartışma çıkartmak, kışkırtmak ve huzuru bozmak yasaktır.
Kural 4. Webtoon'da olan gelecek bölümlerle ilgili bilgi vermek isteyen herkesin yorumunu SPOILER kodu içine alması gerekmekterdir aksi halde süresiz şekilde yasaklanacaktır.