NovelTR BETA V1.0 [Erken Erişim] | Beta süreci nedeniyle hatalar görülebilir.

BÖLÜM 14

Çevirmen: yumi

 

Bölüm 14

 

Dövüş gücümün bir bandaj taktığım için dibe indiğini hissettim.

”Malikane etrafında çember çizer gibi dolanıp durmayı mı planlıyorsun? Biz şimdi nereye gidiyoruz lan?” Amoide’nin sesi sabrı bitmek üzereymiş gibiydi.

‘Her halükarda bana karşı kaybedeceksin zaten.’

”Gün boyunca tüm bahçeleri gezmeyi düşünmüyorsun değil mi?”

Onun da dediği gibi Efret Malikanesi’nin bahçeleri gayet genişti. Dük’ün rezidansındaki bahçeler çeşitliydi. Merkezdeki bahçe ana rezidansa, yan bahçeler de ek binalara yakın yapılmıştı. Bütün gün gezsek de bahçelerin hepsini bitiremezdik. At arabasıyla gezsek ancak mümkün olabilirdi bu.

”Hayır, gitmek istediğim bir yer var. Seninle birlikte.”

”…Birlikte?”

”Evet, birlikte.”

”Neresi?” Alaycı bir şekilde güldü.

”Batı Bahçesi.” Anında cevap verdim.

“Ne var orada?”

‘Elbettte orada bir şey olacak. Bu yüzden seni oraya çekmeye çalışıyorum.’ ”Batı Bahçesi buradaki en güzel bahçedir. Sana orayı gerçekten göstermek istedim.” Masumu oynayarak gözlerimi kırpıştırdım.

”…Yapamaz mıyım?” Amoide’in yüzünün karardığını gördüğümde somurtuk bir yüz ifadesine büründüm.

”Görünen o ki yapamam.” Gülünç bir şekilde kolunu bıraktım. Tak.

Asılı duran bandajlı elimi gördüğünde gözleri titredi. ”Hadi gidelim o zaman.”

‘Bir şekilde dişlerini gıcırdatıyormuş gibi geliyor.’

”Cidden mi?” Hızlıca yeniden kolumu koluna sardım. Bir anda sarsılmış olduğunu hissedebiliyordum. ‘Oh, sanırım benden gerçekten nefret ediyorsun. Nefesin bile kulağa duman çıkarıyor gibi geliyor. Sadece biraz daha dayan.’

İçimden konuştuktan sonra etrafa baktım. Çalı ve ağaçların arkasına saklanmış birkaç yüz görebiliyordum. Daha yeni varmıştık yine de bu gözler çoktan merakla parlıyordu bile. Ancak hala şüpheleri tamamıyla ortadan kaybolmuş gibi durmuyordu… o yüzden ilk saldırıyı ben yapmaya karar verdim.

”Hadi Amoide.” Koluna girerek onu yönlendirdim.

Ama kısa sürede sürüklenen kişi ben oldum. Her bir adım attığında ben iki adım geriye gitmek zorunda kalıyordum.

‘Senin bacakların niye bu kadar uzun?’ Onu geçen gözlemlediğim zamandan bacaklarının fark edilecek şekilde uzun olduğunu biliyordum. Buna rağmen ona yetişmeye çalışırken farkı daha canlı hissetmiş oldum. Üstelik, çok hızlı yürüyordu. Bir süre önce gerçekten yürüyüşüme yetişmeye çaba göstermişti.

Hızına yetişmeye çalışmak yerine onu yavaşlatmış oldum. “E-Ehem… Amoide? Hah hah…” Şu durumda artık hangimizin hasta olan olduğundan pek emin değildim.

”Batı Bahçesi’ne gideceğimizi söylememiş miydin?” Gönülsüzce cevap verdi. Benim aksime o nefes nefese bile kalmamıştı.

”B-biraz yavaşlayalım lütfen!”

”Çok yavaşsın.”

”Sen çok hızlısın!”

”Yani?”

Onu bunu söylerken görmek gerçekten sinir bozucuydu. Nefesimi düzenlemeye çalışırken ona dik dik baktım.

”Benim gibi dört duvar arasında büyümediğini söylemiştin ama neden benden daha iyi yürüyemiyorsun?”

‘Ah. Şu adam gerçekten…’

”Aman tanrım, çok mızmızsın.” Bilinçsizce düşüncelerimi ağzımdan kaçırıverdim. Omzunun arkasına baktığımda varış noktamızı görebiliyordum. Ayaklarım acıyana kadar yürümeye değerdi.

”Her neyse, bu yorucuydu… Bir mola vermeli miyiz?” Çalı ve ağaçların arkasındaki gizli, izbe yeri işaret ettim.

”…” İşaret ettiğim yere sessizce bakmakla yetindi. Amoide kaşlarını çatarak tekrar sordu. ”Orası MI?”

Bu yer beyaz mermerden yapılmış bir çardaktı. Kubbe şeklindeki çatısı ve tırmanan gülleriyle romantik bir mekan gibi görünüyordu. Gerçekten de bunun için tasarlanmıştı. İsmi bile biraz masallardan fırlamış duruyordu. ‘Ayın beklediği yerdeki bir dinlenme mekanı’

Cam kubbesinden geçerek ışıyan ay ışığının, aşk itirafı için mükemmel bir yer olduğunu söylüyorlardı. Buranın romantik atmosferi sebebiyle çiftler de aşklarını itiraf etmişlerdi.

Saklı bir bahçe gibi bütün bu gizli yerler Dük’ün bahçelerinin üstüne kurulmuştu. Eşine hayli düşkün olan eski Dük inşa ettirmişti bu yerleri.

Özellikle Batı Bahçesi’nin çardağı öbürleriyle kıyasladığında ayrıyeten ücradaydı dolayısıyla sadece birkaç insan etraftaydı. Üstelik, alçak zemine inşa edilmişti ve devasa görkemli ağaç önündeydi, yani pratikte görünmezdi.

Çiftler geçerken durup gizli zamanlarını kimseye görünmeden geçirebiliyorlardı. Yağmurlu günlerde, yağmurdan kaçmak bahanesiyle çift hiç kimse tarafından rahatsız edilmeden uzun bir zaman geçirebiliyorlardı. Bu tip bir yer özellikle dükalık için inşa edilmiş olsa da bir kere bile kullanmamıştık.

”Bu yer çok güzel.”

‘Eğer burada biraz zaman geçirip beraber dışarı çıkarsak, herkes çok özel bir ilişkimiz olduğunu düşünecek.’ Dedikodu yaymak için mükemmel yerdi burası.

Amoide’i geçip çardağa ilk ben girdim. Sonra gelmesi için onu da çağırdım. Doğal olarak bandajlı elimi kullandım. ”Gel ve otur.”

İsteksiz bir şekilde içeri adımladı.

”Buraya gel orası bayağı güneşli.”

”Bana daha çok gün ışığı almam gerektiğini söylemiştin ama?”

‘Ah, söyledim.’ ”Güneşte uzun süre kalmak da iyi değildir.” Hünerlice sözlerimi çarpıttım ve hafifçe onu tekrar çağırdım.

(Ç/N: sözlerimi çarpıttım= kıvırdım anlamında burada)

Ayağa kalktı ve sanki bu çok önemli bir mevzuymuşçasına dikkatlice bana yaklaştı. Ayağa kalktığında üstüme büyük bir gölge düşmüştü ve tıpkı bir tutulma gibi benim için geçici olarak her yer bir anlığına karanlık oldu.

Plop. Yakınıma geldi ve önüme oturdu.

Her nedense, onun bugün itaatkar davrandığını gördüğümde gururlandım. Bu koca köpeği… yani bu adamı evcilleştirmede kritik bir rol oynamış olan bandajlı elime pat pat vurdum.

”Güzel yer, değil mi?”

Açık bir dinlenme yeri. Hoş ve egzotik bitkilerin etrafımızı sardığı, transparan camın izin verdiği kadarıyla berrak gökyüzüne bakabiliyorduk. Yumuşak koltuk, rahat sandalyeler ve çardağın ortasındaki çay içilen masa, harikulade manzaranın tadını çıkaranların rahat hissetmesini sağlıyordu.

Çardağın hemen bitişiğinde küçük bir göl vardı. Su o kadar temizdi ki içindeki rengarenk balıkların hararetli yüzüşünü görebiliyordum.  Çok iyi bilinen bir gerçekti ki; rengarenk pullara ve yüzgeçlere sahip olan bu balıklar yüksek miktarlara satılıyordu.

”Balıklar harika. Geldiğimiz sonraki sefere biraz da balık yemi getirelim.”

”Sonraki sefer?” Şaşırmış bir şekilde sordu. ”Bu lanet yere tekrar beraber gelmemizi mi istiyorsun?”

”Evet.” Sadece bir kereliğine değil birçok defalığına gelmek istiyorum. İlişkimizin daha iyi hale geldiği hakkındaki dedikoduların her yere yayıldığından emin olmalıyım.

Planım iyi gittiği için zevkten dört köşe olmuş benim aksime, Amoide’in yüzü adeta soğuk bir mermer gibi katılaştı. ”…Hemen bana anlatıyorsun.”

”Neyi?”

”Niye beni buraya sürükledin?”

‘Ah yine mi bu?’ O gerçekten ısrarcı. Duymak istediği bir cevap var ve benim onu kendi ağzımla söylememi bekliyor. Ve tabi ki de benim yapmaya hiç niyetim yok.’

”Bizim beraber bir yürüyüşe çıkmamız için herhangi bir sebebimiz bile var mı ki?”

Önceki gülümsemesi ve utancı yüzünden anında kayboldu. Atmosfer bir anda ağırlaştığından konuyu değiştirmeye çalıştım. Tam o anda önümde uçuşan bir şeyler gördüm. ”Bak, çiçek sporları uçuyor!”

Kusursuz bir baharmışçasına kar kadar beyaz olan çiçek sporları her yerde uçuşuyordu. Bazı çiçek sporları etrafımızda uçup elbiseme yapıştı. Nazikçe elimle süpürdüğümde zemine düştüler. Yine de uçan sporların daha çoğu elbiseme yapışmıştı.

Önümde oturan Amoide bedenini sağa sola bükmeye başladı. Zemine düşen sporları, sinir bozucu sineklermiş gibi hafifçe kaşları çatık halde izliyordu.

Bedenini hareket ettirdiğinden çiçek sporları uçmaya başladı ve her yere savruldu. Çiçek sporlarının sallanıp düşmesi için yapmıştı ama tam tersine etki yaşanmasına sebep olmuştu. Çiçek sporları daha çok yayılmaya ve etrafına saçılmaya başladı.

”Öhöm-öhöm.” Çiçek sporları yüzüne yakın uçmuş gibi öksürdü.

”İyi misin?” Şaşırmış şekilde gibi ona doğru koşturdum.

Elini, etrafındaki çiçek sporlarını kovmak için aşağı yukarı salladı.

”Nefes almakta zorlanıyor musun? Göğsün daralmış hissediyor musun?”

Sorularıma cevap vermedi. ”Abartma.”

Aniden bana sakin bir yüz ifadesiyle baktığını gördüm. ”Sadece… endişeliydim.”

”Bu kadarlık şey beni öldürmeyecek.”

Konuşma şeklinden ürkmüştüm. Amoide öksürmesi bittiğinde tekrar dik oturdu.

”Ateşin var mı ya da sersemlemiş hissediyor musun?” Elimle alnına dokundum. Avcumdan vücut ısısını az çok hissedebildim. ‘Bu ateş mi?’ Öbür elimi de kendi alnıma koydum ama ikimizin vücut ısısını kesin olarak karşılaştırmak imkansızdı. ‘Biraz sıcak hissettiriyor… ya da değildir?’

Ben gergin bir şekilde onun ateşini kontrol ederken sızlanmasını duydum.

”…Bu ne?” Kafasını salladı ve elimle alnı arasına mesafe girmesi için geri çekildi. Sanki kirli bir şeyden kaçınmaya çalışıyormuş gibi davrandı.

”Pardon?”

Dökülmüş olan önceden kalmış çiçek sporları bir kez daha etrafında uçuşmaya başladı. Tekrar öksürebilir diye endişelendiğimden onları kovalamak için ellerimi rastgele sallamaya başladım. Çiçek sporlarına çok odaklandığım için dediklerine dikkat etmedim.

”…öyle mi?”

”Ne dedin?” Etrafındaki çiçek sporlarını silkelemekle meşgul olduğumdan onu iyi duyamamıştım.

”Ah…”

Aniden elim durdu çünkü bir şey tarafından yakalanmıştı.

Yorum

Ads Blocker Image Powered by Code Help Pro

Reklam Engelleyici Tespit Edildi!

Sitemizdeki içerikleri tamamen ücretsiz okumaya devam etmek için lütfen reklam engelleyici devre dışı bırakın veya sitemizi onaylı olarak ekleyin.

error: İçerik korunmaktadır!!

Ayarlar

Karanlık mod ile çalışmıyor
Sıfırla
Germany VPS Diaetolin Anime Öneri webtoon oku manga oku manga oku webtoon oku was wiegt ein baby care can dogs eat sweet bonanza deneme bonusu veren siteler casino siteleri bonus veren siteler casino siteleri bedava bonus 1xbet deneme bonusu veren siteler ifşa link his taşı infoisrael.net casino siteleri deneme bonusu veren siteler starzbet starzbet telegram starzbet giriş starzbet güncel adres meritking