NovelTR BETA V1.0 [Erken Erişim] | Beta süreci nedeniyle hatalar görülebilir.

BÖLÜM 31

Bölüm 31 – Yeni Ev (1)

Max, bakışlarını dik tepenin ardındaki manzaraya çevirdi. Çayırların ardında, etrafı devasa gri duvarlarla çevrili bir köy vardı. Riftan parmağıyla uzaktaki bu yeri işaret etti.

“İşte burası Anatol’daki malikanem. Buradaki insanlar paralı askerlik, madencilik ve çiftçilikle uğraşırlar. Ancak toprak tarım için elverişli değil, bu yüzden insanlar geçimlerini koyun, tavuk, keçi gibi hayvanları yetiştirerek sağlıyorlar.”

Bu sözleri dinlerken Max, yaşayacağı bu yeni ortamı dikkatlice inceledi. Yüksek girişin önünde geniş bir çayır vardı. Ötesindeki dik ve yüksek bir dağın zirvesi korunaklı bir bariyer görevi görüyordu. Dağın ortasında ise, oturan korkunç bir golemi andıran devasa bir kale dağı iki parçaya bölüyordu. Bu manzara karşısında omurlarından geçen hafif bir ürperti hissetti.

Calypse Kalesi bir nevi kocasının ikinci yanını andırıyordu: yalnız ve kaba bir dev.

“Dışarıdan göz kamaştırıcı değil ama içerisi geniş.” Riftan gergince açıkladı.

Riftan gergin sesiyle konuşmaya başlarken, Max gözlerini kaleden alamıyordu. Tüm şaşkınlığıyla Riftan’a baktı. Dağın yarısını kapatacak kadar büyük, şekilsiz taş kütlelerini daha önce hiç görmemişti.

Bu kale, Roem İmparatorluğu’nun abartılı tasarımlarına benzer güzel bir dış cepheye sahip olan muhteşem Croix Kalesi’nden oldukça farklıydı.

Riftan gergince ekledi, “Görünüşünü değiştirmek zor ama… hay böyle işin, bu şekilde olması en doğrusu. Çevrede çok fazla canavar var…”

“Ca-canavar mı?” Max gerilmişti.

Riftan iyice gerildi ve ısrarla ekledi, “Endişelenmene gerek yok! Şu surların ne kadar yüksek olduğunu görüyor musun?” Uzaktaki surları işaret etti. “Burası bana verilir verilmez bu surları inşaa ettirdim. Tüm kasabayı koruyacak sağlam surlar inşaa etmek uzun yıllar sürdü ama… şu anda hiçbir yaratık bu surları geçemez!”

“B-ben korkmuyorum…” Max sessizce söyledi.

Malikanenin etkileyici savunmasına karşılık Max, sessiz ve şaşkın bir tonda cevap verdi. Sadece Riftan iyi hissetsin diye değil, gerçekten de surların sağlam ve güvenilir görünüşü karşında içi rahatladığı için böyle söylemişti.

“Komutan, ilerlesek iyi olur. Açlıktan ölüyorum! Adamların geri kalanı da aç ve susuzlar!”

Şövalyelerin de verdiği aceleyle, Riftan atının dizginlerine hafifçe vurdu. Atlar tepeden aşağı dört nala inerken Max, yüzüne vuran rüzgar karşısında gözlerini kıstı. Başlığı rüzgarla birlikte uçtu. Arkasında dalgalanan kırmızı bukleleri sanki rüzgarla dans ediyordu.

“Remdragon Şövalyeleri’yiz! Kapıyı açın!” Kapıya yaklaşan şövalyeler bağırmaya başladı. Kapıyı yöneten muhafızlar, Riftan’ın zırhı ve cübbesindeki armalarından güneşin yansımasını görünce aceleyle kapıyı açmaya koyuldular. Pek çok köylü girişin önüne, ejderhayı alt eden yüce savaşçıyı selamlamak için doluşmuştu.

Riftan’ı görünce hepsi haykırmaya başladı.

“Uigru’nun enkarnesi Calypse!”

Tezahüratların sağır edici sesine kapılan Max, bilinçsizce Riftan’a yaklaştı. “Büyük kahraman Uigru’nun enkarnasyonu” Ne yüce bir iltifat, ne muhteşem bir övgü.

Çiftçiler ellerindeki işi bırakıp, çapalarını muzaffer birer bayrak gibi havaya salladılar. Madenciler vagonlarının üstüne çıkıp kollarını çoşkuyla sallarken, esnaflar da damlardan tezahürata katıldılar. Yüzleri kurumla kaplı çocuklar, dişlerini göstererek gülerken sevinçlerini ortaya koydular.

Tüm kasaba halkı lordları için bağırıyor, Riftan’a karşı beslenilen bu eşsiz sevgi kalplerden taşarken Max’i de beraberinde boğuyordu.

Max, daha önce bir lorda duyulan böylesine sevgiyi ve bağlılığı ne yaşamış ne de görmüştü. Böyle bir sahne babasına korkuyla hizmet eden hizmetkârlarınkinden tamamen farklıydı. Babası gururlu ve acımasız olmasının yanında her zaman soğuktu ve kraliyet düşkünüydü.

Burada ise bambaşka bir durum vardı. İnsanların birliktelik ve bitmez tükenmez sadakat duygusu havada dolanıyor, karşı konulamıyordu. İnsanların yüzleri tartışılmaz neşe ve gururla doluydu.

“Komutan! Kasaba halkı karşılama töreni hazırladı. Zafer haberiniz Anatol’a geldiğinden beri buna hazırlanıyorlar.” Şövalyelerden biri çoşkuyla bağırdı.

Riftan halka dönerek elini salladı ve minnettarlığı belirtti, “Benim kaleye dönmem gerek, Umarım hepiniz iyi vakit geçirirsiniz.”

Riftan atını kaleye doğru mahmuzladı, diğer şövalyeler de atlarıyla yavaşça takip ediyorlardı. Yolun iki tarafında bekleyen insanlar, onlar geçerken topladıkları kır çiçeklerini havaya savuruyorlardı.

Max ağlamaklı gözlerle yol boyunca atılmış çiçeklere baktı. Gördüklerine hayran olmuştu. Kalbi göğsünden fırlayacak gibi atıyor, sanki gözyaşlarına boğulacak gibi hissediyordu. Riftan ise yüzünde hiçbir ifade bulunmadan, çevresinden hiç etkilenmeden ilerlemeye devam ediyordu.

Max içten içe düşünüyordu ‘Bazen duygu dolu oluyor ama şimdi…’

Çoğu zaman kalbi taştanmış gibi soğuk davranıyordu. Düşünceleri karmaşa içinde boğuldu, henüz Riftan’ı nasıl okuması gerektiğini bilmiyordu ve pek çok zaman, nasıl bir adamla evlendiğini sorguluyordu.

Merhabalar arkadaşlar ben yeni çevirmeniniz,

Öncelikle bu seriye başlama kararı almıştım ki başladım da…

Ama sonradan fark ettim ki aslında başka bir arkadaşımız bu seriyi zaten çevirmiş ancak yanılmıyorsam 214. bölümde bırakmış ve şu anda serinin İngilizcesinde 270 bölüm var. 

Şu anda önümde bir kaç seçenek var;

1- Buradan (31. bölümden) devam etmek

2- 214. bölümden devam edip, 270 e vurmak.

3- 0 dan başlamak.

Şu anda çok kararsızım birazdan 3 bölüm daha ekleyeceğim ve yeni bölüm eklemeden önce sizden dönüş bekliyor olacağım, yorumlara yazarsanız sevinirim.

Yorum

error: İçerik korunmaktadır!!

Ayarlar

Karanlık mod ile çalışmıyor
Sıfırla
Diaetolin Anime Öneri webtoon oku manga oku manga oku was wiegt ein