NovelTR Bilgilendirme

Bu hizmetten tamamen ücretsiz şekilde faydalanmaya devam etmek istiyorsanız, aşağıdaki yorum bölümüne küçük bir teşekkür yorumu yazmayı unutmayınız. İyi okumalar dileriz.
Bölüm #3

YAZI BOYUTU

SIFIRLA

3. Bölüm

 

"H-Ha…!"

Salondaki herkes dehşete düşmüştü.

"B-Bu kişi…"

Kont o kadar geri çekilmişti ki kekelemeye başlamıştı. Ama ona kimse gülememişti. Çünkü bu, acımasızlığı ile tanınan Serwin'in dikkatini çekecekleri anlamına geliyordu.

"Buraya gelirken birkaç hırsızla karşılaştım. Bu, onların patronlarının başı."

"Ama kafayı neden getirdiniz ki…?"

"Sebepsiz yere direndi."

Sakince konuştu.

"Tüm grubu yakaladım. Onlardan kurtulmak senin için çok zahmetliyse ben şövalyelere yaptırırım. "

"Ku-Kurtulmak…"

"Kanunlara uymak zorundasınız."

"İmparatorluk kanununa göre hırsızlar ölüm cezasına çarptırılırlar…"

Kont giderek daha da soldu. Yine de yasalar gereği küçük bir hırsızlık eylemi için birini öldürmek zorunda değildiniz. Böyle kırsal bir bölgede, hırsızların yalnızca bir ücret ödemesi gerekiyordu. Hatta onlar, hırsızdan çok avcılara veya ormanlık araziyi takarak tarla açan çiftçilere benziyorlardı.

"B-Bu hırsızlar benim bölgemde oldukları için bu meseleyle ben ilgileneceğim."

Kont titreyen bir sesle konuştu. Serwin pek dikkat etmeden başını salladı. Kont'un söyleyeceği şey umurunda değildi. Bunun yerine başını çevirdi ve salonu inceledi.

Bu sırada Amelie nefesi kesilerek kanadını göğsüne koydu.

"B-Bir… insan kafası…"

Serwin kana bulanmış giysileri ile devasa ve korkunç bir ölüm tanrısına benziyordu. Haydutların durumuna bakıldığında bu beklenen bir şeydi. Amelie'nin kanatları titredi.

'Serwin, Amelie'yi öldürdü.'

Ölümü gitgide daha da gerçek gibi oluyordu. O büyük elin Amelie'yi boğması. Vücudu içgüdüsel olarak korkuyla titredi.

Sonra tüyleri diken diken oldu.

"…?"

Serwin'in altın rengindeki gözlerini üzerinde hissetti.

'Amaan!'

İkisinin gözleri buluştuğunda Amelie onun delici gözlerinden dolayı irkildi. Aceleyle saksının arkasına saklanmadan önce yere yığılmıştı. Yuvarlak göğsü hızla yukarı-aşağı hareket ediyordu.

'Beni kazara buraya gelirken görmüş olabilir, cidden öyle mi oldu? Buraya gelirkenki rotada mı gördü?'

Amelie, salonun tenha bir bölümündeydi. Konumuyla ilgili göz alıcı hiçbir şey yoktu ve girişin yanında duran Serwin'den çok uzaktaydı. Dahası, boyutu farklıydı- en azından bir yumruk kadar küçüktü. Orada olduğunu bilseniz bile onu bulmak zor olurdu.

'Sorun yok; benim aslında bir insan olduğumu anlayamaz, değil mi?'

Amelie kendini rahatlatmak için mücadele etti. Şu anda saksının arkasına saklanıyordu. Sadece Serwin gittiğinde dışarı çıkabilecekti. Kaç ve arkana bakma.

İşte tam o an. Serwin salonun etrafına bakındı ve aniden hareket etti. Eylemleri salondaki herkesi şaşırtmıştı. Çılgın İmparator yine ne yapıyor?

"Majesteleri!"

Kont Delaheim, İmparator'un hangi yöne döndüğünü görünce şok oldu. Orası, Amelie'nin aceleyle kaçtığı yerdi.

'Bebeğimizi görmüş olması mümkün değil, değil mi?'

O yönde kimse yoktu; durum o kadar kötü olamazdı. Serwin, Amelie'nin kaçtığını görseydi olabilecek en kötü şey onu yakalaması olurdu.

'Hayır!'

Kont aceleyle Serwin'i takip etti. Kendimi feda etmek anlamına gelse bile kızımı korumalıyım! Ancak o, İmparator'u durduramadan Serwin ilerlemeyi kesti. Birdenbire saksıyı tekmeledi. Saksı, geriye doğru uçarak duvara çarptı.

Paaaat!

Saksı paramparça oldu, toprağı ve suyu her yere saçıldı. Salondaki herkes toplanıp saksıya baktı.

"Majesteleri? Neden birdenbire… Ha!"

Kont durumu idrak etti. Saksının olduğu yerde küçük, titrek bir şarap boğazlı papağan duruyordu. Küçük gövdesi nedeniyle kuş, pembe tüy yumağı gibi görünüyordu. Kızının bir cadı olduğunu bilen kont, onun Amelie olduğunu hemen anlamıştı.

'Amelie! Kızım!'

Kont içinden çığlık attı. Anında paniklemişti. Renee onun kolunu tutmasaydı çığlığı basacak ve Serwin'e saldıracaktı.

Renee de şarap boğazlı papağanın Amelie olduğunu fark etmişti. Gerçekten göze çarpmasa da davranışları Serwin'i kışkırtmıştı. O da Amelie'nin yaralanmasından korkuyordu. Kont ve Renee, Serwin'in kuşla ilgilenmemesi için içlerinden dua ettiler.

Onu izlerken herkes nefesini tuttu.

Beklenmedik durumu gören Amelie gözlerini kırpıştırdı. Üzerinde büyük bir karanlık gölge belirdi ama o hareket edemiyordu. Yavaşça başını kaldırdı. Boynu korkudan gerildi, görünüşe göre gıcırtılı bir ses çıkarıyordu.

Serwin, bir insandan çok kocaman bir duvara benziyordu. Büyük ve sağlam bir şekilde evi kan kokusuyla doldurmuştu. Serwin eğilmiş olmasına rağmen Amelie onun yüzünü zar zor görebiliyordu. Altın gözleri ateşin kılıçları gibiydi. Gözleri buluştuğunda, vücudundaki tüyler havaya kalktı.

"Ayyy…"

Korkuyorum.

Amelie titredi. Serwin ona uzandı. Büyük, kanlı elleri onu boğmaya hazırdı. Onu sıkıca tuttu. Elindeki kan Amelie'nin tüylerini ıslattı.

Serwin onun sırtını kokladı. O nefes alıp verirken Amelie'nin tüyleri sallanmıştı. Kız artık kalp krizi geçirmenin eşiğindeydi.

"Bu işte bir iş var. O kesinlikle şey kokuyor…"

Sessizce mırıldandı. Onun sesini sadece Amelie duyabiliyordu. Onu ağlatan korkunç, derin bir ses.

"Ayyy…"

Gözyaşları tüylerini nemlendirdi.

Kesinlikle tehlikedeydi. Ama neden şu anda Serwin onu tutuyordu? Kendi şansına, muhtemelen düşüp burnunu kırardı.

'Her nasılsa, uğursuz…!'

Pişmanlığı biraz geç geldi. O uğursuz hissin onu konağa kadar takip ettiğini fark etti.

Amelie'nin büyükannesi ona pek çok şey öğretmişti; aptal olarak görülmeye bu kadar yakın olan Amelie'nin dinleyip dinlemediğine bakmaksızın. Sık sık bir cadının sezgisinin asla göz ardı edilmemesi gerektiğini söylerdi. Kendinizi kötü hissediyorsanız, ikinci kez düşünmeyin ve hemen kaçın.

'Kaçmak… Evetü kaçmak zorundayım…!'

Daha ölmemişti.

Bu bir krizdi. Minik kafası hızla döndü. Küçük hayvanların, zalim doğada hayatta kalabilmek için böyle durumlardan kurtulmanın bir yolunu bulması gerekiyordu.

'Ölü taklidi yap!'

Amelie hızla gevşedi ve vücudunun düşmesine izin verdi. Gösterebildiği tüm performansı gösterdi. Göz kapakları, gerçek bir ölü kuşunki gibi titriyordu. Kont ona bakarken nasıl nefes alacağını unutmuştu. Renee fark edip babasını geri tutmasaydı kont, tüm mantığını kaybedip hemen içeri dalacaktı.

Amelie, Serwin'e bakarken yavaşça gözlerini kırpıştırdı. Sağlıklı bir kuş onun ellerinde ölürse Serwin o kuşu kirli ve iğrenç olduğu için bırakacaktır.

Tahmini doğruydu. Onu sıkıca tutan parmaklar gevşemişti. Amelie bu açıklığı kaçırmadı. Hızla kanatlarını çırptı.

'Kaçış...! Hiyaa!'

Amelie 'ciyaak' gibi bir çığlık attı. Serwin hızlı tepki verdi ve onu yakaladı. Büyük eli hareket etmeyi reddetti. Amelie dar bir hapishanedeymiş gibi hissediyordu ve hareket edemiyordu.

'Bana bunu neden yapıyorsun?'

Amelie bunun haksızlık olduğunu düşünüyordu. Sonra kont dikkatlice adımladı. Alnı terle kaplıydı, elleri öyle bir sıkmıştı ki kan dolaşımı duracaktı. Serwin korkutucuydu ama konu kızını kurtarmaya geldiğinde geri adım atamazdı.

"Majesteleri. Bırakın şu kuşu."

Serwin'in gözleri konta döndü. Kont ürktü. Konaktaki herkesin kontu izlerken yüzü solmuştu. Gerginlik odayı öyle bir sarmıştı ki bir şey olması bekleniyordu.

"Şövalyelerim çok yorgun. Onları odalarına götürün."

"Majesteleri, o bizim için çok değerli bir kuş. Lütfen bırakın gitsin."

Renee de konta katıldı. Serwin'in bakışları ona döndü.

"Kılıç kullanıyor musun?"

"...Pardon? Evet, kılıç kullanabiliyorum."

Ağzı ince bir çizgi haline geldi. İfadesi gevşediğinde gerilim azaldı. Ama Amelie her zamankinden daha gergindi.

Orijinal romana göre, Serwin bunu yaptığında tehlikeli bir hale bürünüyordu. Her şey sinirini bozmuş olurdu ve sürekli dayanılmaz bir sinirlilik hissederdi. Renee olağanüstü bir kılıç ustasıydı ancak Serwin için bu onun mükemmel bir stres giderici oyuncak olduğu anlamına geliyordu.

'Hayır! Kesinlikle hayır!'

Acil bir durum. Amelie romanın bir bölümünü hatırladı.

Kont, Renee... ve Amelie. Üçü ayrılmaya zorlanmışlardı ama kesinlikle bir aileydiler. Birbirlerine saygı duymuşlardı ve birbirlerini korumak istemişlerdi. Az önce hayatlarını riske atmışlardı ve Serwin'e karşı çıkmışlardı.

Amelie, onları tehlike içinde görmeye dayanamadı. Bu yüzden Serwin'in elini gagaladı. Serwin, hiç etkilenmemiş bir ifadeyle ona baktı. Bu süre zarfında, kont ve Renee arasında bakınıp durdu.

'Asla, yaklaşmaya çalışma bile.'

Düşüncelerinin onlara aktarılmasını umuyordu. Kont, Amelie'nin eylemlerinin anlamını anlayınca bocalamıştı. Renee dudağını ısırırken iyice eğilmişti. Bu, öfkesini gizlemek içindi.

"Onu odama götüreyim."

"Şövalyeler hizmetkarları takip edecek."

Serwin başını salladı. Amelie, yüzünün o soğuk ifadeye döndüğünü görünce rahat bir nefes aldı.

Serwin, Kont tarafından odasına götürüldü. Amelie, Serwin'in elinde tutsak edilen değerli bir eşya gibi duruyordu. Şövalyeler sıra halinde onları takip ediyorlardı. Takırt, bu ses onu bağlayan bir zincir gibiydi.

İpucu:

Bölümü değiştirmek için The Tyrant's Tranquilizer 3 manga simgelerine tıklayabilirsiniz. Klavyede ok tuşları ile bölümler arası geçiş yapabilirsiniz.

-DİSQUS YORUM KURALLARI-
Kural 1. REKLAM YAPMAK KESİNLİKLE YASAKTIR.
Kural 2. Bir kişiyi küçük düşürebilecek ve incitebilecek şeyler yazmak, din, ideoloji, akım ve ırk ayrımı yapmak ve bunlarla ilgili yorum yazmak yasaktır.
Kural 3. Milli ve ulusal değerlerle dalga geçmek, aşağılamak, siyaset yapmak, tartışma çıkartmak, kışkırtmak ve huzuru bozmak yasaktır.
Kural 4. Webtoon'da olan gelecek bölümlerle ilgili bilgi vermek isteyen herkesin yorumunu SPOILER kodu içine alması gerekmekterdir aksi halde süresiz şekilde yasaklanacaktır.