NovelTR Bilgilendirme

Bu hizmetten tamamen ücretsiz şekilde faydalanmaya devam etmek istiyorsanız, aşağıdaki yorum bölümüne küçük bir teşekkür yorumu yazmayı unutmayınız. İyi okumalar dileriz.
Bölüm #25

YAZI BOYUTU

SIFIRLA

25. Bölüm

 

“Ah- sırtım acıyor, sanki iğneler batıyor.”

Bayan Enard ve onun hizmetçileri, Amelie’ye adanmışlardı. Harika bir nezaketle Amelie daha bir şey söylemeden ona istediği şeyi veriyorlardı. Yani Amelie’ye o kadar odaklanmış durumdalardı.

Şu an bile hizmetçiler ısrarla ona bakıyorlardı ve onun ayak izlerini takip ediyorlardı. Amelie yavaşladığında onlar da yavaşlamışlardı ve Amelie durduğunda onlar da durmuşlardı.

‘Kendimi mahkum gibi hissediyorum-’

Başkaları nasıl olurdu bilmiyordu ama bu Amelie’nin çekingen kişiliği için çok ağır bir ilgiydi.

Amelie, aşağıdaki ormana baktı. Ormandaki ağaçlar bile Fidelia Ormanı’ndakinden farklıydı. Uzun ve ince ağaçlar beyazlaşmışlardı ve yapraklar bir araya gelip gökyüzünü kaplamıştı. Belki de ruh halinden dolayıydı, ağaçlar bile onu kilit altında tutan parmaklıklar gibi hissettiriyordu.

‘Uzun bir yol geldim.’

Serin bir rüzgar esti. Amelie ürperdi ve kollarını etrafına sardı.

“Hava bu kadar soğukken neden öyle giyindin?”

Serwin’in sesi duyulduğu vakit ağır bir pelerin Amelie’nin omuzlarını kapladı. Amelie, Serwin’in ölçülerindeki pelerini giydiğinde sanki battaniye giyiyormuş gibi görünüyordu.

‘Kan kokusu-’

Amelie burnunu ovaladı. Hafif bir demir kokusu. Açık açık Serwin’in pelerinin kokusuydu.

‘Yoksa felaket dışarı mı çıktı?’

Amelie dikkatlice Serwin’e baktı. Felaketin enerjisi hiçbir yerde görünmüyordu. Serwin’in yalnızca yorgun bir yüzü vardı. Yarım günde aşırı strese girmiş gibiydi.

‘Ortada felaket olmadığı sürece gerisi beni ilgilendirmez.’

Kan kokusu Amelie’nin canını çok sıkmıştı ama sormamayı tercih etmişti. Şimdiye kadar müdahale etmesinin sebebinin sadece görev olduğuna karar verdi. Bilmek bile istemiyordu.

“Bunu Dellahaim’dan mı getirdin?”

“Evet, Renee benim için seçti.”

“Dellahaim her gün sıcaktır ama başkentteki hava değişkendir o yüzden bu kıyafet iş görmez. Hizmetçiler kendi kıyafetlerini hazırlamadılar mı?” diye sordu Serwin keskince.

“Ben bunu giymek istedim. Renee bu kıyafeti benim için seçti. Hava soğuk olunca şal giyecektim.”

“Öyle mi?”

Ama Serwin şüphesini kolay kolay kenara bırakmamıştı.

Amelie’ye atanan kişiler. Serwin Dellahaim’a gitmeden önce özel olarak seçilmiş kişilerdi ama burası İmparatorluk Sarayı’ydı.

İmparatorluk Sarayı, sık sık ölenler ve Serwin’in kötü şöhreti yüzünden her zaman kronik bir iş gücü eksikliği yaşıyordu. Saray halkından hayatta kalanlar yalnızca kendine hizmet edenler ve yüksek mertebe soylularla bağlantıları olanlardı. Bu yüzden sadece ağzı sıkı, terbiyesiz olmayan ve birine suikast düzenlemek gibi anlamsız şeyler yapmayan birini seçmek çok zordu.

Bu ayrıca Serwin’in hükümdarlığın gücünü dengelemek için zor kullanmasından kaynaklıydı. Serwin gibi küçük yaşta tahta geçen ve felaket riski sebebiyle saray mensuplarını kendisine çekmekte zorlanan biri için o zamanlar bu en iyi seçenekti ancak şu an biraz pişmandı.

Amelie, İmparatorluk Sarayı’na aniden gelmişti. Onun hakkındaki söylentiler henüz yayılmadığı için onlar doğru kişiler gibi görünüyorlardı. Ancak gizlice Amelie’yi rahatsız ediyor olma ihtimalleri de vardı.

“Eğer bir şey olursa lütfen bana söyle. Bana söylemezsen bilemem.”

“Pekala.”

Amelie itaatkar bir şekilde başını salladı fakat çok büyük bir olay olmadığı sürece ona söylemeyi düşünmüyordu. Eğer onun kıyafetlerindeki kan kokusunu almadan önce olsaydı bunun hakkında birazcık konuşabilirdi ama kan kokusunu almak ona onun bir zalim olduğunu fark ettirmişti.

‘Bana zorbalık etseler bile bu garanti bir ölüm kadar kötü değil.’

Amelie hiçbir şey söylemedi, Serwin’in onları öldürmesinden korkuyordu. O yüzden kendi başının çaresine bakmaya karar verdi.

“Onu geçtim, Majesteler. Meşgul müsünüz?”

“Kısa süreliğine, değilim. Neden?”

“Benimle yatak odasına gelin.”

“Tamam.”

Serwin kafası karışmış görünüyordu ama kolayca kabul etmişti. Amelie, hizmetçilerine açıkladı.

“Majestleri’yle yalnız kalacağım yani beni takip etmeyin, tamam mı?”

Amelie, Serwin’in kolunu kavradı. Amelie’yi takip eden hizmetçilerin yanakları kıpkırmızı oldu ve daha fazla takip etmediler.

‘Bu yanlış anlaşılmadan faydalanmak zorundayım.’

Amelie bir kahkaha patlattı ve hızlı adımlarla yatak odasına gitti.

 

~~~

 

Amelie’nin yatak odasında bir sürü kısım vardı. Yatağın olduğu kısım, oturma odasının olduğu kısım, banyo vs.

Amelie, Serwin’i oturma odasına soktu. Oturma odasında büyük bir masa ve kanepe vardı yani rahatlamak için alan çoktu.

‘İşte burada.’

Sabah kargaşa olduğu vakit Amelie onlara kahverengi çantayı ayrı olarak yatak odasına koymalarını söylemişti. Çünkü Amelie olmadan açılamayan bir büyü kilidi vardı ama Amelie çantayı yakınında tuttuğunda daha güvenli hissediyordu.

Amelie mırıldandı ve çantayı açtı. Eşyalar yolculuktan dolayı karman çorman olmuştu ama hepsi iyi durumda görünüyordu.

Serwin çantanın içine baktı ve eşyaları teker teker çıkaran Amelie’ye beyhude bir şekilde gülümsedi.

“Yoksa beni odana bunlara bakmak için mi getirdin?”

“Aynen öyle.”

Serwin şaşırmıştı. Belirli bir sebepten dolayı yalnız kalacaklarını sanıyordu ama Amelie, aşırı farklı bir şeyin peşindeydi. Onun İmparator’u peşinde sürüklediğine ve bir kalkan olarak kullandığına inanamıyordu. Zaman zaman kendi çekingenliğinden bunalan kızla aynı kişiydi.

“Beni kalkan olarak kullanmak zorunda mıydın?”

“Elimde değildi. Sizin yanınızda değilken hizmetçiler gözlerini benden hiç ayırmıyorlar.”

Amelie, eldivenleri ararken sabah olanları anlattı.

“Çantaya bakmak için onlara kısa süreliğine dışarı çıkmalarını söyledim ve onlar da diz çökerek benden af dilemeye başladılar. Bana düzgünce hizmet edemedikleri için üzgün olduklarını söylediler.”

Amelie teker teker şifalı otları açtı. Her şey Amelie’nin orman evinde sakladığı gibi iyiydi. Amelie rahatlamış bir şekilde Serwin’e baktı ve “Saray, insanları yalnız bırakmaz mı?” diye sordu.

Serwin, gözlerini Amelie’ye odakladı ve onun düşüncelerini tahmin etti.

‘Buna eminim.’

Kraliyet ailesi de insandı ama yalnız başlarına dinlenmek istediklerinde onları yalnız bırakıyorlardı. Bir hiç uğruna Amelie’nin yanında durmalarındansa hizmetçileri yalnız bırakmak daha elverişliydi.

Amelie’nin hizmetçilerinin onun yanında durmalarının sebebi basitti. Çünkü Serwin, Bayan Enard’a onu bir an bile yalnız yalnız bırakmamalarını emretmişti.

Serwin, saraya gelirken yolda neler olduğunu hatırladı. Değiştiği ve gökyüzüne özgürce uçtuğu hala açıkça belli oluyordu. Sonra sadece onun süpürgesini yakarak ayaklarını bağlayamayacağını fark etmişti. Amelie’nin en büyük silahı büyüydü ve bu silahı her zaman kendi başına kaçması için kullanılabilirdi.

Amelie kaçmayacağını söylemişti ama Serwin başkalarının dediklerine kolay kolay güvenemiyordu. İnsanlar fikirlerini günde 12 kez değiştirirlerdi. İnsanların düşünceli ve hisleri duruma göre kolayca değişirdi. Bu da demek oluyor ki Amelie o zaman samimi olsa da bu şu an veya gelecekte öyle olmayabilirdi.

‘Tüm gün seninle kalmak istiyorum ama yapamam o yüzden-’

O yüzden Serwin, Amelie’yi her gün izlesin diye onun peşine baş nedimeyi takmıştı. Kendisinin cadı olduğunu diğerlerine ifşa etmek istemiyordu o yüzden birisi onu izlerken büyü kullanması zordu.

“…İşler böyle yürüyor.”

Serwin, yalan söylemeye cüret etmişti.

“Ah… O zaman felaketi yenmenin bir yolunu ne zaman arayacağız? Bu kişiliğimle yalnız kalmamda bir sorun olmadığını söylesek? Ah, peki ya Majesteleri onlara ben istediğimde gitmelerini söylese?”

“Felaketle savaşmanın yolunu bulmak için mi?”

“Evet! Bulmak zorundayız.”

“Nasıl?”

“Öncelikle sarayın etrafında dolaşıp mühür işareti var mı diye bakmak istiyorum. Felaketin nasıl mühürlendiğini ve mührün nasıl kırıldığını bilmek bize yardımcı olmaz mıydı? Eğer onu yenmenin bir yolunu bulamazsak onu yeniden mühürlemenin bir yolunu bulmak zorundayız.”

“Yirmi sene içinde dediklerinin hiçbirini yapmadım mı sanıyorsun?”

“Ama ben bir cadıyım. Majesteleri gibi değilim.”

“Amelie, saray tehlikeli bir yer.”

“Evet. Biliyorum.”

Serwin ciddi bir şekilde başını salladı. Şu an, belki de büyüsüne güvendiği için kendi güvenliğini düşünmekte biraz zorlanan bir zihin vardı karşısında.

“Eğer seni yakınımda tuttuğumu öğrenirlerse soylular peşine düşerler. Bazıları senin hayatını almaya çalışacaktır. İpucu aramak için etrafta dolaşırsan tehlikeye girebilirsin. Tehlikede olmaktansa yanımda kalmanı istiyorum.”

“…Tehlikeli olduğunu biliyorum.”

“Hayır, bilmiyorsun. Felaketle uğraşmakla o kadar meşguldüm ki sarayda kök salmış bir demet yabani otu kovmaya hiç vaktim olmadı. Diğerleri benim beceriksiz bir imparator olduğuma yemin etse bile söyleyecek bir şeyim yok.”

Amelie ağzını kapattı. Bedeninde felaket varken bu kadarını yapmış olması bile bir mucizeydi. Amelie onun hakkında kötü konuşamazdı.

“Ben felaketi yenmenin bir yolunu arıyorum yani lütfen rolüne sadık kal. Yanımda kalıp beni koru.”

“…”

“Geri kalan zamanda sadece rahat olmaya bak, tamam mı?”

Felaketi yalnızca o barındırabilirdi. Bu yüzden Serwin’in kendini kaybetmeme arzusu tamamen anlaşılıyordu.

“Anladım.”

Amelie başını salladı. Ancak göğsünün bir kenarında kalmış olan öfkeyi üzerinden atamamıştı.

 

~~~

 

O günden beri üç gün geçmişti. Amelie’nin günleri genellikle aynıydı. Sabah kalkıyor, yıkanıyor, giyiniyor ve yemek yiyordu. Bir şeyler yaparak vakit geçiriyordu ve sonra tekrar yemek yiyip yürüyüşe çıkıyordu. Ve sonra gece yine bir şeyler yapma vakti geliyordu.

Saraydaki her şey Amelie’nin etrafında dönüyordu.

Temizlik yapan hizmetçiler Amelie uyanana kadar her şeyi bitirmek zorundalardı ve yemekler onun en sevdiği malzemelerle yapılıp tam o acıktığı vakit servis ediliyordu. Amelie’nin ufacık bir beğenmemezlik gösterdiği yemekler bir daha masaya gelmiyordu.

Hizmetçiler sürekli Amelie’nin yüz ifadesine bakıyor ve onun ruh haline uyuyorlardı. Amelie’nin canı sıkılınca bir enstrüman çalmayı, havasız göründüğünde ona yürüyüşe çıkmayı önermişlerdi.

Güzel ve temiz evlerin, lezzetli yemeklerin, eğlencelerin vs. hiçbir sıkıntısı yoktu. Amelie hiçbir çaba harcamadan bunların tadını çıkarabilirdi.

‘Bir önceki hayatımda bir ara ‘Lütfen zengin bir evcil hayvan olarak yeniden doğayım’ diye dua etmiştim-’

Neyse ki hayal ettiği hayatı bir evcil hayvan olarak değil de bir insan olarak yaşıyordu.

İpucu:

Bölümü değiştirmek için The Tyrant's Tranquilizer 25 manga simgelerine tıklayabilirsiniz. Klavyede ok tuşları ile bölümler arası geçiş yapabilirsiniz.

-DİSQUS YORUM KURALLARI-
Kural 1. REKLAM YAPMAK KESİNLİKLE YASAKTIR.
Kural 2. Bir kişiyi küçük düşürebilecek ve incitebilecek şeyler yazmak, din, ideoloji, akım ve ırk ayrımı yapmak ve bunlarla ilgili yorum yazmak yasaktır.
Kural 3. Milli ve ulusal değerlerle dalga geçmek, aşağılamak, siyaset yapmak, tartışma çıkartmak, kışkırtmak ve huzuru bozmak yasaktır.
Kural 4. Webtoon'da olan gelecek bölümlerle ilgili bilgi vermek isteyen herkesin yorumunu SPOILER kodu içine alması gerekmekterdir aksi halde süresiz şekilde yasaklanacaktır.