NovelTR Bilgilendirme

Bu hizmetten tamamen ücretsiz şekilde faydalanmaya devam etmek istiyorsanız, aşağıdaki yorum bölümüne küçük bir teşekkür yorumu yazmayı unutmayınız. İyi okumalar dileriz.
Bölüm #16

YAZI BOYUTU

SIFIRLA

16. Bölüm

 

Amelie'yle Serwin odaya döndüler. Amelie için bu tanıdık bir sahneydi ama Serwin'le birlikte olduğu için bugün o kadar tuhaf hissetmişti ki sadece gözlerini hareket ettirmişti.

Ağzını ilk açıp sessizliği bozan kişi Serwin'di.

"Öncelikle, özür dilerim."

"Pardon?"

Bu kelimeler, Amelie'nin onun ağzından çıkmasını hiç ummadığı kelimelerdi. Amelie gözlerini kocaman açtı ve Serwin'e baktı.

"Boynun için."

"Felaket senin bedenini ele geçirdiği için öyle olmuştu."

"Ama bu benim bedenimin yaptığı bir şey. Ve az önce- sana istediğim gibi sarıldım."

"Ah, bu bir özür işte."

Amelie kızardı ve göz temasından kaçındı. İkinci kez düşününce bu utanç vericiydi. Onun utandığını görünce Serwin de utanmıştı.

Gözleri başıboş dolanırken Amelie'nin boynuna ulaştı. Parmak izleri orada duruyordu. El izini görünce felaketin bedeniyle neler yaptığını hatırlamıştı. Amelie'nin boynuna sarıldığı zaman onun hızla akan kanının çarpışını, ince derisinin altındaki kırılgan kemikleri ve yaşamak için çırpınışını açık bir şekilde hatırlıyordu.

Felaket, en içten şekilde onu öldürmeye çalışmıştı. Bunu düşünmek bile korkunçtu. Serwin kendisini sakinleştirmek için derin bir nefes aldı. Sonra, eşek şakası gibi kaybolmuş olan koku ciğerlerini doldurdu.

"Çok garip. Bu kokuyu aldığım zaman-"

Serwin'in gözleri bulanıklaştı.

"Koku mu?" diye sordu Amelie yeniden.

Burnunu koluna koydu ve kokladı ama kokusunu aldığı tek şey kıyafetlerindeki kirdi.

"Bilmiyor musun? Çok güzel kokuyorsun."

Serwin, koku tarafından ele geçirilmiş gibi ona yanaştı. Sonra öne eğildi ve derin bir nefes aldı. Gerginliği eriyip gitmişti. Bu kokuya gömülmek istiyordu ve ayrıca bu koku sayesinde rahatça uyuyabilirdi.

'Aaaa-'

Amelie çığlığını yuttu. Tenleri birbirine değmiyordu ancak Serwin'in sıcak nefesi boynunu gıdıklıyordu. Fazla yakındı ama temas etmiyordu. Serwin'i itip itmemek konusunda arada kalmıştı.

"Seni arıyordum." dedi Serwin. Kısık sesi Amelie'nin kulaklarını tahrik etmişti. Serwin'in nefesi her çarptığında Amelie'nin yüzü kızarıyordu.

"Majesteleri, durun-"

Amelie ağlar gibi fısıldadı. Serwin ancak o zaman çok yakın olduğunu fark etti.

'Kendini komik duruma düşürüyorsun.'

Serwin kaşlarını çattı. Amelie'yi koklar koklamaz sarhoş olmuş gibi kendine gelememişti. Pencereyi açmak için ileri atıldı. Dışarıdan içeri rüzgar girdiğinde Amelie'nin kokusu gitmişti. Serwin hem rahatlamış hem de üzülmüştü.

Serwin'in yüzü her zamankinden daha dehşet vericiydi.

'Şunun yüzüne bir bak. Hareket etmemeliyim-'

Amelie odanın köşesine sıvıştı. Bu, bir kuşun başka birinin gözlerine başını hafifçe eğerek bakması ile aynıydı, böylece başının yuvarlak tepesi iyi görülebiliyordu ve kuş da sadece gözlerini oynatıyordu.

Görünüşü değişse bile içi aynı kalırdı. Serwin kibirli bir şekilde güldü.

"Aradığım cadının yanımda olacağı hiç aklıma gelmezdi."

"…Size yalan söylediğim için özür dilerim ama Majesteleri'nin beni neden aradığını bilmiyordum ve öylece yakalanamazdım."

"Bunun için oraya kendi başına gitmemiş miydin? Bu umursamazlık nereden geliyor? Neredeyse ölüyordun."

"Bu- O tarz bir felaketin olduğunu bilmiyordum. Sizin sadece kötü biri olduğunuzu sanmıştım…"

Amelie ürperdi.

"Beni arama sebebiniz bununla aynı mı, Majesteleri? Felaketi yenebilirim diye?"

"Öncelikle şunu bir düzeltelim. Felaketi uzaklaştırmadın."

"O zaman?"

"O gitmez. Hala içimde mühürlü. Güçlerin yalnızca felaketi sakinleştirdi. Şimdi… Bayılacak gibi görünüyorsun."

"Bunu mümkün kılacak neyim var ki?"

"Bilmiyorum."

"Pardon?" diye sordu Amelie şaşkın şaşkın. Bilmiyor musun? Yok artık! Serwin, Amelie'yi bilerek ziyaret etmişti ve felaket Amelie tarafından geri püskürtüldüğünde Amelie bunu sakince kabullenmişti. Yani Serwin bir yere kadar felaketin sırlarını biliyor olmalıydı.

"Söyleyemeyeceğiniz bir şeyse söyleyemem deyin."

"Hayır, bilseydim hemen açıklardım."

"Gerçekten bilmiyor musunuz? O zaman buraya gelmeniz gerektiğini nereden bildiniz?"

"Felaketi bedenime mühürleyen kişi söylemişti. 20 sene sonra Fidelia Ormanı'nın Cadısı'nı bul diye."

"O kadar mı?"

Serwin başını salladı.

"Ne olduğunu bilmeyerek mi bana geldiniz? O kadar uzaktan?"

"Çünkü başka seçeneğim yoktu."

Amelie'nin dili tutulmuştu. Bu biraz fazla zahmetli değil miydi? Öte yandan, görünüşe göre çok çaresiz durumdaydı.

"Detayları yavaş yavaş konuşalım. Saraya kadar uzun bir yol var."

"…Henüz sizinle geleceğimi söylemedim, Majesteleri. İstediğiniz her şeyin kararını vermez misiniz lütfen? Ve herkesin sözlerinize kesinlikle uyacağını düşünmeyin."

Serwin kıkırdadı ve kahkaha attı.

"Kaçmak üzereydin. O zaman kararını vermemiş miydin?"

"…"

"Ailen hakkında endişelenmiyor musun? Çok benzemiyorsun ama görünüşe göre onlar senin için özel."

Serwin her şeyi biliyordu. Amelie ağzını sıkıca kapattı.

'Nasıl insanları bu şekilde araştırabilirsin? Pisliğin tekisin. Babamın Kont olduğunu ne zaman fark ettin?'

Tıpkı Serwin'in söylediği gibiydi. Pencerenin önünde tereddüt ettiği an kararını çoktan vermişti. Felaket ne olursa olsun, ne kadar güçlü olursa olsun. Felaketi yenmek için Serwin'le gidecekti.

Amelie yine de kaçmak istiyordu. Serwin de saraydaki hayat da korkunçtu. Felaket, Amelie'nin hayal ettiğinden daha kötüydü ve onunla nasıl başa çıkacağını bilmiyordu. Yine de Amelie kaçamazdı.

Amelie mutlu bir şekilde yaşamak istiyordu. Öncesinde, "Felaket mi? Neyse ne." deyip yalnız başına giderek mutlu yaşayabileceğini düşünmüştü ama bu artık doğru değildi. Kont Dellahaim ve Renee'yi ailesi olarak kabul ettikten sonra Amelie umduğu mutluluğun onlarla birlikte olduğunu öğrenmişti. Yani yalnız başına hayatta kalmak onun için anlamsızdı.

Serwin'le gitmek korkunçtu. Orijinalinde olduğu gibi onu ne tür bir talihsizliğin beklediğini bilmiyordu. Ancak felaketi görmezden gelip ondan kaçmaya çalışırsa bu kıtanın yakında yok edileceği açıkça belli oluyordu. Felaketle yüzleşmesi daha iyiydi.

Kararını veren Amelie, Serwin'le göz teması kurdu. Serwin'in gözleri, Amelie'nin içine bakıyormuş gibi keskindi.

"Felaket'i yenmenize yardım edeceğim ama sadece söylediğiniz şekilde yapamam. Bana adil bir ödül verin ve anonimliğimle güvenliğimi garantileyin. Yoksa sizinle saraya gelmem."

Amelie, Serwin'in eline baktı. Bu elin onu tekrardan boğmayacağının garantisi yoktu. Amelie canlı bir şekilde Serwin'in onu boğduğunu görmüştü.

Yine de Amelie elini uzattı.

"Hadi ama, şu an aynı gemideyiz."

Serwin, Amelie'nin eline baktı. Beyaz el, korku ve gerginlikle titriyordu.

"Size yardım edeceğim ve siz de beni korumak zorundasınız."

Amelie dosdoğru sözlerine devam etti.

"Söz veriyorum."

Serwin, dikkatlice Amelie'nin elini tuttu. Elini dolduran yumuşak his, bir kuşu tutmakla aynıydı. Yine uykusu gelmişti o yüzden onun elini hemen bıraktı ve hayal kırıklığına uğramış hissetti.

Olacaklarla alakalı kısa bir konuşmadan sonra Serwin saraya geri dönmek için hazırlandı ve Amelie de Renee'yi ziyaret edip saklamış olduğu sırrı açıkladı. Serwin'in içinde bir felaket vardı, onun bedenini manipüle eden şey o felaketti ve Amelie'nin bunu önlemesi gerekiyordu.

Amelie, hikayeyi rüyaya adapte ederek Renee'ye anlattı ve Renee'nin yüz ifadesi, hikayeyi dinlerken zaman zaman değişti. Renee, Amelie ona Serwin'le birlikte saraya gideceğini söylediğinde bağırdı.

"İmparator'la Kraliyet Sarayı'na gitmek mi?! Bu hiç iyi değil! Saray çetin bir yer. Asla yalnız kalmayacaksın!"

"Serwin, güvenliğimi ve anonimliğimi garantilemeye karar verdi. İşler kehanetteki gibi gitmeyecek. O yüzden bunu yapıyorum."

Amelie, işler kehanetteki gibi gitmesin diye Serwin'den onun Kont Dellahaim'ın kızı olduğunu saklamasını ve birkaç fazladan güvenlik önlemleri eklemesini istemişti. Bir bakıma çok da önemli bir şey değil gibi görünebilirdi ama Amelie için önemliydi. Çünkü Dellahaim'ın onun tarafından yok edilmesini görmek istemiyordu.

"Bu çok tehlikeli…"

"Renee, ben çoktan kararımı verdim. Ve merak etme. Bu sefer krizi durdurabileceğim ve öngörü rüyasının önünden çekileceğim, tamam mı? Gelecekte öyle bir şey olmayacak."

"Gerçekten gitmek istiyorsan ben de geleceğim."

"Yapamazsın."

Amelie açık bir şekilde reddettiğinde Renee dudağını ısırdı. Amelie kararını vermiş gibi görünüyordu. Eninde sonunda Renee, Amelie'nin kararını kabul etmek zorunda kalmıştı.

İkisi mücadele ederken hazırlıklar tamamlanmıştı ve şövalyeler atlarına binmeye başlamıştı. At arabasına binen Amelie, Renee'nin elini kavradı ve o kadar kolay bırakamadı.

"Babamı görmek istemediğine emin misin?"

Şimdiden bir sürü kez sorulmuş soruya Amelie başını salladı.

"Özür dilerim. Babamı görürsem gidebileceğimi sanmıyorum."

Renee iç çekti.

"Lütfen babama iyi bak."

"Merak etme, bana güvenebilirsin."

"Teşekkür ederim."

Amelie, Renee'nin sırtını sıvazladı. Sonunda ikisi birbirine sıkıca sarıldı ve ellerini bıraktı. At arabası yavaşça ilerlemeye başladı.

Renee, sessizce hareket halindeki at arabasına baktı.

 'Neredeyse benim yüzümden ölüyordun. O yüzden bu sefer ne istersen yapacağım ama buna tek başına katlanmana izin vermeyeceğim. Dişini sık.'

Renee kararını vermişti. Buradaki işler hallolduktan sonra Amelie'nin peşinden gidecekti. Amelie'nin onu durduracağı gün gibi ortadaydı o yüzden bunu sır olarak saklamak zorundaydı.

Renee, gelecek için bir söz vererek babasının yalnız başına beklediği konağa geri döndü.

 

~~~

 

Dellahaim arsası İmparatorluk'tan uzaktaydı, mekan taşımacılığı büyü kampından iki kere geçmeleri gerekiyordu. Ayrıca, uzay taşımacılığı büyü kampı daha çok hiçliğin ortasına kurulmuştu bu yüzden yolda hiç ikamet edilen köy yoktu. Zor bir yolculuktu.

Grup, ilk hareketli büyü kampından geçmeden önce bir süreliğine durdu. Bunu mola ve etrafa dağılmış olanların onlara yetişmesine izin vermek için yapmışlardı.

İlk mola sadece yarım günlük olsa da şövalyeler yoğun bir şekilde dolanıp durmuşlardı. Atlara su verme ve onları yemek yemeleri için hazırlama hareketleri görülüyordu ve görünüşe göre uzun mesafe yolculuklara çok alışkınlardı.

İpucu:

Bölümü değiştirmek için The Tyrant's Tranquilizer 16 manga simgelerine tıklayabilirsiniz. Klavyede ok tuşları ile bölümler arası geçiş yapabilirsiniz.

-DİSQUS YORUM KURALLARI-
Kural 1. REKLAM YAPMAK KESİNLİKLE YASAKTIR.
Kural 2. Bir kişiyi küçük düşürebilecek ve incitebilecek şeyler yazmak, din, ideoloji, akım ve ırk ayrımı yapmak ve bunlarla ilgili yorum yazmak yasaktır.
Kural 3. Milli ve ulusal değerlerle dalga geçmek, aşağılamak, siyaset yapmak, tartışma çıkartmak, kışkırtmak ve huzuru bozmak yasaktır.
Kural 4. Webtoon'da olan gelecek bölümlerle ilgili bilgi vermek isteyen herkesin yorumunu SPOILER kodu içine alması gerekmekterdir aksi halde süresiz şekilde yasaklanacaktır.