NovelTR Bilgilendirme

Bu hizmetten tamamen ücretsiz şekilde faydalanmaya devam etmek istiyorsanız, aşağıdaki yorum bölümüne küçük bir teşekkür yorumu yazmayı unutmayınız. İyi okumalar dileriz.
Bölüm #15

YAZI BOYUTU

SIFIRLA

15. Bölüm

 

Serwin, Amelie'nin elini tutmuştu ve bırakmak istemiyordu. Şövalyeler onu kaldırdılar ve Amelie neredeyse Serwin'in elini bırakacaktı ama istemsizce felaketin tekrardan ortaya çıkabileceği konusunda endişelendiği için Serwin'in elini tutarak onun odasına gitmişti. Şövalyeler Serwin'i yatağa yatırdıklarında Amelie, yatağın yanına bir sandalye çekti ve oturdu.

Ha…

Amelie derin bir şekilde iç çekti. Hala neler olduğunu tam olarak anlamamıştı.

'Ben ne yaptım öyle? Bu adam onun ne olduğunu biliyor mu?'

Amelie, Serwin'e baktı. Gözleri kapalı bir şekilde hızla uykuya dalmıştı. Her zamanki soğuk yüz ifadesi hiçbir yerde yoktu ve yumuşamış yüzü bir heykel gibi hareketsizdi. Ona bu şekilde bakan Amelie  birdenbire onun yakışıklı olduğunu fark etti.

Amelie, bu durumun çok ironik olduğunu düşündü. Daha biraz önce onu boğan adamın elini tutuyordu ve kolayca adamın yüzünün keyfini çıkarıyordu.

'Şimdi ne yapacağım-?'

Bu zamana kadar Serwin'in onu aramasının sebebi muhtemelen onun bedeninde mühürlü olan felaketle bağlantılıydı. Büyük ihtimal uyanır uyanmaz Amelie'yi Kraliyet Sarayı'na götürmeyi deneyecekti.

'Tıpkı orijinalinde yazılmış olduğu gibi-'

Amelie ondan kaçmaya çalışmıştı. Yine de, bu şekilde karşılaşmış olmaları asıl eserden farklıydı. Romanlarda, ana karakterler kaderlerinden kaçmak için ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar genelde asıl hikayeden kaçınmakta başarısız oluyorlardı.

Öyleyse, Amelie'nin önündeki tek gelecek ölümdü.

'Keyfim çok yerindeydi.'

Suyeon hayatı boyunca hiç kimseden hiçbir şey ummamıştı. Şu an ailesiyle yemek yiyor, yürüyüşe çıkıyor ve rahat hissediyordu. Doğar doğmaz terk edildiği için hep neşeli bir aileye sahip olmanın özlemini çeker ve hayalini kurardı. Belki de bu yüzden Amelie'nin bedenini ele geçirdikten sonra Suyeon, ailesi olduğu için o kadar heyecanlanmıştı ki durumu sakince değerlendirememişti.

Tehlikede olduğunu bilmesine rağmen büyü yapmayı bildiği için konaktan gitmesine gerek olmadığını söylemişti. O zamanki yanlış seçim, şu anki durumu yaratmıştı.

'Şimdi kaçmalı mıyım?'

Amelie düşünmeden ayağa kalktı. Serwin'in elini bıraktı ve pencereye doğru yürüdü. Pencereyi açtığında soğuk bir gece esintisi yanağın dokundu. Gece esrarlıydı ve orman karanlıktı. İmparator'un şövalyeleri uçsalar da sürünseler de Fidelia Ormanı'nın cadısı Amelie'yi yakalayamazlardı.

'Kaçarsam babamla Renee'ye ne olur? Ya İmparator? Ya felaket?'

Felaket zincirlerinden kurtulduğu an kıta yok olurdu. Bugün kendi gözleriyle gördüğü felaket, romanı okurken hayal ettiğinin de ötesindeydi. Bu, yalnız başına kaçacak olanın kendisi olduğu anlamına mı geliyordu? Ailesinin ve memleketinin olduğu dünya yok olurken?

Amelie tereddüt etti. Sonra Serwin onu arkadan kucakladı.

"Majesteleri?"

Ne zaman uyanmıştı? Serwin'in bedeni sert ve tüyler ürpertici bir şekilde soğuktu. Amelie utanmıştı ve onun kollarından kaçmaya çalışmıştı.

"Bırakın beni!"

Amelie çırpındıkça Serwin ona daha da sıkı sarıldı. Kaslı, kalın kollarını Amelie'nin omuzlarının etrafına sarmıştı ve alnını onun omzuna koymuştu. Amelie'nin sırtı ve onun bedeni sıkıca birleşmişti.

'Ah, hadi ama- Kaçmaya çalışan beni yakalamayı mı denedin?'

Amelie içinden çığlık attı. İlk defa babası dışında bir adam tarafından bu kadar çaresizce tutuluyordu. Ama bu hiç de heyecan verici değildi! Aksine, kayaların arasına sıkışmış gibi ağır ve boğucuydu.

"Majesteleri, Majesteleri! Kaçmak istememiştim. Cidden. Ah-!"

Amelie bir sürü bahane uydurdu. Camı içerisi sıcak olduğu için açmıştı, dışarıda bir şey görmüştü vs. ama Serwin karşılık vermedi. Sanki uyuyordu.

Serwin rahat ve mutlu bir zaman geçiriyordu. 27 senelik hayatında ilk defa bu kadar özgür bir şekilde dinleniyordu. Küçüklüğünden beri disiplinli bir hayat yaşamıştı ama felaketi bedenine mühürledikten sonra işler daha da kötü hale gelmişti. Felaket tarafından ele geçirilmemek için sanki bir savaş alanının ortasındaymış gibi sürekli tetikte olmak zorundaydı. Sonuç olarak uyku bozukluğu hayatının bir parçası haline gelmişti ve zaman geçtikçe kişiliği de huysuz ve duyarlı olmuştu.

'Sakinleşmem gerekiyor-'

Öyle düşünürken Amelie'nin yaydığı, nefes aldığında ciğerlerini dolduran özel koku nedeniyle rahatlamıştı.

Serwin, yirmi yıl sonraki ilk derin uykusuna dalmıştı. Ancak bir noktada onu çevreleyen koku yavaş yavaş yok olmuştu. İçgüdüsel olarak Amelie'yi takip etmişti ve hareket edemedin diye ona sıkıca sarılmıştı.

'Çok iyi.'

Serwin, burnunu Amelie'nin boynunun arkasına gömdüğünde daha derin bir koku duyularını doldurdu. Dellahaim'a indikten sonra yakalanmadan onunla alay eden kokuydu bu. Sarılan kişi Serwin'di ancak sanki Amelie'nin kuş halinin daha büyük bir versiyonu tarafından çevrelenmiş gibi hissediyordu. Serwin, sanki onu özlemiş gibi daha ona daha da sıkı sarıldı. Kollarını dolduran beden sıcak ve tatmin ediciydi.

"Sonunda seni yakaladım." diye mırıldandı Serwin alçak sesle.

"Evet, yakalandım- yani lütfen beni bırakın."

"…"

Amelie iç çekti. Serwin aklını kaçırmış gibi görünüyordu zaten.

Tam o zaman Amelie, Serwin'in onu hiç de dinlemediğini fark etmişti ve kaçmaktan vazgeçmişti. Amelie rahatlayınca Serwin de onun kollarında rahatlamıştı. Sadece birazcıktı ama Amelie nefes alabiliyordu.

Sonra kapı açıldı ve Ethan içeri girdi. Amelie ve Serwin'i fark etti ve donup kaldı. Onu takip eden şövalyeler de ondan farklı değillerdi. Hayalet görmüşler gibi donakalmışlardı ve sadece gözleri kocaman açılmıştı.

"Ah, ah- Sizi rahatsız ettiğimiz için özür dileriz!"

"Göründüğü gibi değil-"

Ethan hızla kapıyı kapattı ve çıktı.

Bahane, yanlış anlaşılmayı tersine çevirememişti. Amelie iç çekti.

"Majesteleri, artık beni bırakın. Bu, sonrasında karanlık bir geçmiş olacak."

"…"

"Sizi uyardım."

Amelie, Serwin'e daha büyük bir karanlık geçmiş vermeye karar verdi.

 

~~~

 

Amelie, Serwin ona yapışık bir şekilde odadan çıktı. Bu biraz uzun sürmüştü ama Serwin inatçılık etmeyip onu takip etmişti o yüzden yürümeye değerdi. Amelie kapıyı açtığında şövalyelerin gözleri ondaydı. Onların gözlerinin bayağı bir coşkulu olduğunu ve nereye baktığını hissetmişti.

"Ah…"

"…"

"…"

Oturma odasında sessizlik hakimdi.

'Bakın, şuna bakın! Hadi biraz daha karanlık geçmiş yapalım!'

Bu, Amelie'nin ürkek intikamıydı. Ethan fark edip Serwin'in durumunu hızlıca kavramıştı. Öncesinde çok utanmıştı ve bilmiyordu ama Serwin gözlerini açıyor gibi görünmüyordu.

"Majesteleri adına özür dilerim."

"Sorun değil, Sör Ethan."

"Öncelikle, oturun."

Ethan kanepeyi işaret etti. Şövalyeler yerlerinden sıçrayıp yer verdiler. Amelie, kanepeye oturmaya çalışırken Serwin de içgüdüsel olarak onun yanına oturdu. Kolları hala Amelie'yi tutuyordu ve kısık gözlerini Ethan'a dikmişti.

"Majesteleri, uyanık mısınız?"

"Belki."

"Sizinle konuşursam bana cevap verir misiniz?"

"Bilmem."

Ethan, kararsız bir yüzle Serwin'e baktı.

"Majesteleri, dağılmış olan tüm şövalyeler toplandılar. Saraya dönmek için hazırlanalım mı?"

Şövalyeler sabırsızlıkla Serwin'in cevabını beklediler.

Serwin sessizdi. Yirmi sene sonra ilk defa rahatlamıştı o yüzden bu rahatlığı kaçırmak istemediğiyle ilgili bir içgüdüsü vardı. Belki de o yüzden sadece Amelie'ye yapışıyordu ama diğerlerini hiç dinlememişti.

"Majesteleri, Sör Ethan bir soru sordu."

Ameliebunu görmeye dayanamadığı için olaya müdahale etmişti ama Serwin tekrardan gözlerini kapatmış ve başını Amelie'nin omzuna yaslamıştı. Nefes alma sesi giderek yavaşlıyordu ve görünüşe göre tekrar uykuya dalmak üzereydi.

"Hiç dinlemiyorsunuz."

"Gerçekten özür dilerim. Nasıl yapabilirim ki… İlk kez böyle oluyorum. Beni zorlasan bile devrilmem."

Ethan utancını saklayamamıştı. Muhtemelen Serwin'in bu görüntüsünü gören ilk kişiydi. Serwin'in şu ana kadar hiç dikkati dağılmamıştı. Büyürken çok zalimleşmiş ve acımasızlaşmıştı ama imparator olarak itibarını kaybetmemişti.

'Gözleri meydana çıktığında… İmparator'un görüntüsü fazlasıyla dokunulmazdı.'

Kedi nanesiyle sarhoş olmuş bir kedi gibiydi.

Herkesin derdinin olduğu bir zamanda Renee belirdi. Serwin'i görüp gözleri kocaman açıldığında, Amelie için çay yaptıktan sonra daha yeni mutfaktan çıkıyordu. Şu an bu deli adam kimi kucaklıyordu!

Renee, çaydanlığı kenara koydu ve kılıcını çekti.

"Ellerini kız kardeşimin üzerinden çek!"

Renee birdenbire Serwin'e doğru koşmaya başladı. Ancak daha ona yaklaşamadan şövalyeler tarafından tutulmuştu.

"Özür dilerim, hanımefendi. Majesteleri uygunsuz davranıyordu, bunun farklı bir anlamı var-"

"Lütfen sakin olun-"

Şövalyeler kuvvetli  bir cevap verememişlerdi çünkü Renee'nin nasıl hissettiğini biliyorlardı. Kargaşa sırasında Renee'nin hareketliliği Serwin'i uykusundan uyandırmıştı. Serwin'in aklı başına gelmişti ve aklı geri döner dönmez durumu çabucak kavramıştı.

Ormanlar, felaketler, cadıların belirmeleri, savaşlar, bayılmalar ve Amelie'yi kovalayan Serwin.

"…!"

Serwin, aklına gelen anılardan dolayı sersemlemişti. Aman, Tanrım. Başkası değil, Serwin Hennia'nın kendisi insanlara bu aptallığı göstermişti. Bir şey tarafından ele geçirildiğini hissetmişti.

Serwin'deki değişimi ilk fark eden kişi Amelie'ydi. Kafasını çevirdi ve Serwin'e baktı.

"…Majesteleri?"

Göz teması olduğu sırada Serwin, Amelie'nin belirgin gözlerindeki kendi yansımasına baktı. Tahmin ettiğinden daha sönük bir yüzü vardı.

"…!"

Serwin ayağa fırladı.

"Majesteleri, uyanık mısınız?!"

Ethan memnuniyetle bağırdığında tüm şövalyelerin gözleri Serwin'deydi. Serwin hayatında ilk kez utanmıştı. Bu şekilde kaçmak istiyordu ancak şövalyelerin önünde utancını gösteremezdi.

Serwin, hiçbir şey olmamış gibi utanmaz bir yüz ifadesi yaptı. İfadesiz yüzü mükemmeldi.

"Saraya dönüyoruz. Hazırlanın."

"Peki, Majesteleri!"

Şövalyelere bakındıktan sonra son kez Amelie'ye baktı.

"Korkarım konuşacak bir şeyimiz var." dedi gülümseyerek. Amelie, bunu daha önce hiç görmemiş gibiydi. Felaketin yaptığı miskin ve çılgın gülümsemeye veya Amelie'nin kuş haline bakarken yaptığı rahat gülümsemeye benzemiyordu.

'Demek genelde böyle gülümsüyorsun.'

Bir resim gibi düzgündü ama mesafe hissiyatı olan bir gülümsemeydi.

İpucu:

Bölümü değiştirmek için The Tyrant's Tranquilizer 15 manga simgelerine tıklayabilirsiniz. Klavyede ok tuşları ile bölümler arası geçiş yapabilirsiniz.

-DİSQUS YORUM KURALLARI-
Kural 1. REKLAM YAPMAK KESİNLİKLE YASAKTIR.
Kural 2. Bir kişiyi küçük düşürebilecek ve incitebilecek şeyler yazmak, din, ideoloji, akım ve ırk ayrımı yapmak ve bunlarla ilgili yorum yazmak yasaktır.
Kural 3. Milli ve ulusal değerlerle dalga geçmek, aşağılamak, siyaset yapmak, tartışma çıkartmak, kışkırtmak ve huzuru bozmak yasaktır.
Kural 4. Webtoon'da olan gelecek bölümlerle ilgili bilgi vermek isteyen herkesin yorumunu SPOILER kodu içine alması gerekmekterdir aksi halde süresiz şekilde yasaklanacaktır.