NovelTR Bilgilendirme

Bu hizmetten tamamen ücretsiz şekilde faydalanmaya devam etmek istiyorsanız, aşağıdaki yorum bölümüne küçük bir teşekkür yorumu yazmayı unutmayınız. İyi okumalar dileriz.
Bölüm #6

YAZI BOYUTU

SIFIRLA

Çevirmen: onlystr842d

 

Bölüm 6

 


{Ben değildim, ben değildim!}

‘Selena'nın’ çığlıkları kulağımda çınlıyor gibiydi. İdam platformunda bile Selena masum olduğunu iddia ederek haykırmıştı. Yine de neden o umutsuz durumda bile masumiyetini yüksek sesle haykırsın ki… Olamaz… Ya kocasını gerçekten zehirlemediyse?

Evet, bir yanlış anlaşılma veya iftira olmalıydı. O büyük ihtimalle masumdu.

[Hala konuşuyor musun? Kaybol.]

Tabii ki, melek gibi yüzüne rağmen ağzını her açtığında bir şeytan gibi ağzından acımasız sözler fışkırıyordu. Ve bu olduğunda her seferinde öfkem biraz daha artsa da, sırf bu yüzden onu öldürmem mümkün değil!

Selena önceki yaşamında, bir böceği bile korkusundan öldüremeyen iyi huylu bir insandı. Gerçekten, ne tür bir yanlış anlaşılma Selena'nın, kocasının cinayetinin arkasındaki suçlu olarak mahkum edilmesine yol açtı? Kendi rızası dışında olduğu görünüyordu.

Güçsüz bir düşes olarak boş boş oturdum. Ölümümü beklemekten başka seçeneğim yoktu. Daha da kötüsü, asılarak gerçekleşecek bir ölümdü. 

[Keçileri kaçırdığını duydum. Gerçekten deli misin?]

Amoide'ın ne söylediğini hatırlayınca keyifsiz bir şekilde gülümsedim. Beni her gördüğünde iğneleyici sözler söylediğinden, artık incinmiyordum bile.

Geçen iki haftada, her şeyi fark ettiğimde, vazgeçmemek için çabalıyordum. Yani istedikleri kadar gülebilirlerdi. 

İster Camilla’nın soğuk küçümsemeleri, alaycı sözleri olsun ister hizmetçilerin bile üstü kapalı düşmanlığı ve alayları… Boynumun darağacında asılmasından iyiydi.

Böylece, son iki haftadır uzun uzun düşündüm. Beyhude ölümden nasıl kaçınabilirim? Bu dünyada nasıl sağ salim hayatta kalabilir ve barış içinde yaşayabilirim?

Huzursuzca inleyen güzel yüz, gözlerimin önünde parıldadı. Benim yakışıklı ama hasta kocam. Tutunacak tek dalım. Beni o korkunç ölümden kurtarabilecek tek kişi. Güvenli ve sorunsuz bir hayat için gerekli ve yeterli koşul.

Tutunacak dalımın yüzünü düşündüğümde etrafımdaki her şeyin aydınlandığını hissettim. Gerçekten böylesine bir yüzü vardı. Zifiri karanlıkta, ışık yayıp etrafı aydınlatan bir mum gibiydi yüzü. Öyle bir insandı.

[Defol.]

Ah, tabii ki, kişiliği berbattı.

[Ne kadar çabalarsan çabala, benden istediğini alamayacaksın. Hayalini bile kurma.]

Evet, hayalini kurmayacağım. Endişeye gerek yok.

Kendi kendime küfrederken başımı salladım. Amacım başımı mükemmel şekilde vücuduma bağlı tutmak.

Aslına bakarsan, son iki haftada kaç gece nefes alabilmek için boynuma bağlanmış ilmikle mücadele ettim? Düşüncesi bile tüylerimi diken diken ediyor. Tekrar bunu yaşamak istemiyorum, rüyalarımda bile.

'Bu köşkten ne olursa olsun canlı şekilde ayrılacağım.'

Böylece ben, 'Selena', karar verdim.

Kocamı kurtaracağım ve hayatta kalacağım!

 

*****

 

'Neredeyim?'

Her yer karanlıktı.

'Boğuluyor.'

Doğru düzgün nefes alamıyordum. Derin nefes almaya çalıştığımda, burnuma takılmış bir şey hissettim. Sert kumaşın dokusunu hissedebiliyordum.

'Bu ne?'

Ancak o zaman yüzümün kumaş gibi bir şeyle örtüldüğünü fark ettim. Siyah kumaş bütün yüzümü kapladığından etrafım karanlıktı. Ama neden bu kumaş yüzümü kaplıyor?

“……”

Aniden korku bastı.

"Merhaba, kimse var mı? Lütfen... Bu... Ah."

Boynumu boğan bir şey hissedebiliyordum. İnce bir halat ya da benzeri bir şey boğazıma sarılıydı. Sıkıca bağlanmış halat neredeyse boynumu sıkmıştı, nefes alacak çok az yer bırakıyordu.

Nefes almak gerçekten çok zordu. Sersemlemiş hissettim ve vücudumu sabit tutmak zordu. Ellerimle yüzümü kaplayan kumaşı kaldırmaya çalıştım fakat iki elim de arkamda sıkıca bağlıydı. 

"Ah... Ah..." Ağzımdan kaçan her şiddetli nefeste acıdan kıvrandım.

Sonra fark ettim. Ayağımın altında. Neyin üstünde durduğumu anladığımda, ürperdim ve tüylerim diken diken oldu.

Ayaklarımın altındaki ince, dayanıksız tahta her an kırılabilirdi. Hareket ettiğimde çok sallandığını hissedebiliyordum. Aşırı derecede korku vücudumu tamamiyle ele geçirdi.

"Endişelenme, hemencecik ölmeyeceksin." Birisi kulağıma yakın fısıldadı. "Yavaş yavaş ölmenin acısını çekeceğinden emin olacağım."

Küt. Bir daha, boynumdaki halat sıkıca çekildi. Bu sefer zar zor nefes alabileceğim kadar sıkılaştırılmıştı.

Yine de, hiç de ölüyor gibi hissetmiyordum. Ben ölmek üzereyken, ip gerilmeyi bıraktı. Nefes alamıyordum ya da özgürce hareket edemiyordum, yine de yavaşça boğulduğum halde ölemiyordum.

Bir süre sonra, aniden vücudumun süzüldüğünü hissettim. Ağırlıksızlığın getirdiği tuhaf bir hisle, aşağı baktım. Sonra onu gördüm. Tek bir et parçasıyla zar zor bağlı kalabilen bir vücut ve bir kafa. 'Bağlı' olarak tanımlamak bile zordu. Bu benimdi... ‘Selena'nın’ yüzü.

 

*****

 

“Ahhhhhh!”

Doğrulurken çığlık attım. 

“Ahhh, ahhhhhhh!”

Ellerimi uzattım ve havada rastgele hareket ettirdim. Ellerim hiçbir şey tarafından tutulmamıştı ve serbestçe hareket ediyordu. Vücudum bağlı değildi ve özgürce nefes alabiliyordum. Bu durumu fark ettiğimde, büyük bir rahatlama hissettim.

“Huff…huff.”

Derinlemesine havayı içime çektikten sonra nihayet aklım başıma geldi. 

"Burası... Burası da neresi..."

Nefes nefese, temkinli bir şekilde etrafıma baktım. Karanlıktı ama eskisi kadar boğucu değildi. Vücudum kaba dokunmuş bir kumaşla değil, yumuşak ipekle kaplıydı. Vücudumdaki yumuşak doku beni yavaş yavaş gerçeğe geri getirdi. Bu sadece bir rüyaydı.

"Bu da ne..."

Gerginliğim geçerken, sersemlemiş hissettim. Vücudum ter içinde kalmıştı. Yatağın yattığım yeri nemliydi. Pijamam da tamamen sırılsıklam olmuştu. Dağınık saçlarım terli alnıma ve yanaklarıma yapışmıştı.

Tık.

"Leydim, bir sorun mu var?"

Parlak ışıkların odayı doldurmasının ardından Rona'nın sesini duydum. 

Rona perdeleri çekti ve yatağıma yaklaştı. "Başka bir kâbus daha mı gördünüz?" Bu duruma iyice alıştığı için hemen durumumu kontrol etti.

"Rona..." Şaşkın şaşkın mırıldandım. "Boynum... Vücuduma bağlı mı?"

"Pardon? ... Ah, evet." Rona şaşkın şaşkın bana baktı ve dikkatlice boynumu inceledi. 

"Boynum... Gerçekten bağlı mı?" Boynuma dokunmaya cesaretim yoktu. Çok canlıydı... Tek bir et parçasıyla vücuduna bağlanan boynu ile ‘Selena'nın’ acınası yüzü. 

"Evet, sımsıkı bağlı."

"Ge-gerçekten mi?" Rona'nın elini sımsıkı tutarken tekrar sordum.

"Evet. Leydim kendi de dokunmayı deneyebilir." Rona elimi kaldırdı ve boynumun etrafına götürdü.

Bir an sersemledikten sonra, parmak uçlarım ince boynuma dokundu. Böylece uzunca bir iç çekebildim. 

Küt .Küt.

Parmak uçlarımda, nabzımın şiddetli attığını hissettim. Gerçekten hala hayatta olduğumun kanıtıydı. Şoktan dolayı nabzımın oldukça hızlı atmasına rağmen minnettardım. "Tanrıya şükür..."

Pıt. Pıt.

Damla damla, gözümden yaşlar dökülmeye başladı ve ellerime düştü. Ve az zaman sonra, gözyaşlarına boğuldum. Şimdi kaç tane kâbus görmüş oldum? Önceki yaşamım ya da roman hakkında hiçbir şey hatırlamamayı tercih ederdim... Hiçbir sebep yokken, neden anılar geri geliyor ve bana durmaksızın işkence ediyor?

"Ama neden buradayım?" Burası benim odamdı. En son onun bakımını yaptıktan sonra Amoide'ın odasından çıktığımı hatırladım. Ama kendimi yatağımda bularak gözlerimi açtım. Hatta kıyafetlerimi bile pijama olarak değiştirmiştim. Kaşlarımı çattım çünkü anılarım darmadağınık görünüyordu.

"Oh, Leydim hiçbir şey hatırlamıyor mu?"

"Neyi hatırlamıyorum?" Gittikçe aptallaşıyor gibi hissettim. Asılmamın kâbusundan henüz uyandım ve hâlâ şokun etkisinden tamamen çıkamadım. Benim için her şey çok korkutucuydu.

"Leydim Dük'ün odasından çıktıktan sonra, çay hazırlamaya gittim ve geri geldiğimde Leydim koridorda çoktan bayılmıştı. Leydim'i odanıza götürmesi için birilerini çağırdım. Çoktan bir gün oldu." Rona elimi sıkıca tutarken bana tek tek açıkladı.

"Bir gün..." Bütün gün boyunca baygın olduğum anlamına geliyordu. "... Anlıyorum." Yavaş yavaş sakinleştim. Boğazım ağrıyordu. Bir avuç kum yutmuş ve boğazıma sıkışmış gibi hissettiğimden yüksek sesle çığlık atmış olmalıydım. Acıttı. "Öhö-öhö."

Aralıksız olarak öksürdüğümü gören Rona hızlıca bana bir bardak su getirdi ve uzattı. Hemen yuttum. Boğazımdan soğuk su aşağı akarken, sonunda aklımı başıma toplamayı becerdim.

"Immm... Leydim..."

Yanımda dikkatli bir ses tonu olan bir ses duydum. "Ne?"

"Madam Leydim'i arıyordu."

"Bütün gün boyunca baygın olduğumu bildiği hâlde mi?"

"... Evet. Leydim uyandığı gibi Leydim'i ona getirmemi istiyor..." Suçlu hisseden Rona'nın sesi gittikçe kısıldı. Hatalı olan o olmamasına rağmen...

Camilla bana gerçekten çok sert davranıyordu. Gerçekten öyleydi. Bütün gün baygın olduğumu bildiği hâlde bana hâlâ böyle davrandığına inanamıyorum.

"Leydim iyi mi? Madam'a sadece Leydim'in kendini iyi hissetmediğini mi söylemeliyim? Belki Leydim onu bugün yerine yarın görebilir..." Rona ruh hâlimi okumuş gibiydi.

"Hayır. Ona yakında onu göreceğimi söyle." Beni örten battaniyeyi bir kenara ittim. "Madem gelininin yüzünü bu kadar çok görmek istiyorsun, sana göstereceğim."

Tam o anda kalktım ve yere bastım...

İpucu:

Bölümü değiştirmek için Sickly? Husband's Contractual Wife 6 manga simgelerine tıklayabilirsiniz. Klavyede ok tuşları ile bölümler arası geçiş yapabilirsiniz.

-DİSQUS YORUM KURALLARI-
Kural 1. REKLAM YAPMAK KESİNLİKLE YASAKTIR.
Kural 2. Bir kişiyi küçük düşürebilecek ve incitebilecek şeyler yazmak, din, ideoloji, akım ve ırk ayrımı yapmak ve bunlarla ilgili yorum yazmak yasaktır.
Kural 3. Milli ve ulusal değerlerle dalga geçmek, aşağılamak, siyaset yapmak, tartışma çıkartmak, kışkırtmak ve huzuru bozmak yasaktır.
Kural 4. Webtoon'da olan gelecek bölümlerle ilgili bilgi vermek isteyen herkesin yorumunu SPOILER kodu içine alması gerekmekterdir aksi halde süresiz şekilde yasaklanacaktır.